8 bakanın katılımı ile, Irak, Şam’da konuşulacak ..

Şam- Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün geçtiğimiz ay Newyork’ta başlattığı girişim sonucu bölge ülkelerinin Dışişleri Bakanları bugün Suriye’nin başkenti Şam’da bir araya geliyor.

Irak’a komşu olan Suriye, Türkiye, İran, S.Arabistan, Ürdün ve Kuveyt’in yanısıra Mısır ve Arap Birliği dönem başkanı olarak Bahreyn Dışişleri Bakanlarının katılacağı bu toplantıda Irak sorunu masaya yatırılacak ve bölge ülkelerinin bu sorunun çözümüne yönelik ortak çabaları tartışılacak. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zabari’nin de katılması beklenen toptlantı bugun iftar yemeğinden sonra başlayacak.

Bu sabah da bir araya gelecek olan bakanlar son gelişmeleri değerlendirdikten sonra işgalin bir an önce sona erdirilmesi, Irak’ın ulusal birliğinin korunması, BM’nin bu ülkede daha fazla rol alması, komşu ülkeler ile Bağdat arasında daha açık ve yoğun ilişkiler kurulması, Irak’ın yeniden inşasında bölge ülkelerinin katılması, ve İsrail’in Suriye’ye yönelik tehdit ve saldırılarının eleştirilmesini içeren ortak bir bildiriye imza atacaklar. Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esat tarafından da kabul edilecek olan bakanlar ikili görüşmelerde bulunarak kendi ülkeleri arasındaki ilişkileri ve bölgedeki son gelişmeleri de değerelendirecekler.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Şara arasında yapılacak görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esat’ın Türkiye gezisinin tarihi ve programı üzerinde anlaşma sağlanması da beklenmektedir.

Gül başarabilir!!

Geçen yıl sonunda Abdullah Gül, Başbakan olarak Ortadoğu gezisine hazırlanırken bir çok köşeyazarı ve uzman geçinen akademisyen bu girişime karşı çıkmıştı.. Onlara göre Arap ve Müslüman ülkelerden bir yarar sağlanamaz ve Gül bir hayal peşinde koşuyordu..

Ancak Gül; Suriye, Mısır, Ürdün, S.Arabistan ve İran’a giderek Irak savaşını önlemek için büyük bir çaba harcadı. Taha Yasin Ramadan’ı da gizlice Ankara’ya getirten Gül, Saddam’ı ikna edemedi .. Savaşı önleme konusunda başarı sağlayamayan bu çaba ile Gül hiç bir şey kaybetmedi, ama Türkiye çok şey kazandı..

Amerikan baskısı sonucu veya kendi iç ve dış hesapları nedeniyle Gül’ün girişimine sıcak yaklaşmayan bazı bölge ülkeleri bile, Gül ve Türkiye’ye saygı ile yaklaşmaya başlamışlardı..

1 Mart tezkeresinin TBMM tarafından rededilmesi ile bu saygı doruğa ulaştı..

Daha sonra Şam’a giden Gül, Ankara’nın bölge ülkelerine yönelik yeni ve samimi açılımlar peşinde olduğunu kanıtlayarak, bu ülkenin ve dolaysıyla diğer bölge ülkelerinin Türkiye’ye yönelik bakış açılarını değiştirmeye itmiştir. Daha sonra Riyad’ta yapılan toplantıda ve Newyork’ta geliştirilen ikili diyaloglarla Gül ve dolaysiyle Türkiye kendi politikalarını anlatma ve kabul ettirme fırsatlarını yakalamıştır.

Bölgede bir çok ülke Türkiye’nin söylemlerini ciddiye alıyor ve bu söylemlerin artık art niyetli değil de bölge barışına ve istikrarına yönelik samimi söylemler olduğuna inanmaya başlamıştır. Zaman zaman buna ters gibi görünen bazı davranışlar ise, uluslararası ilişkilerin ve diplomasinin gereği olarak algılanabilir ve Gül ile Türkiye’ye olan saygı ve değer verme eğlimleriyle ilişkilendirmemelidir .

Nitekim 7 ekim tezkeresi ve Irak’a asker gönderme olasılığı ile başlayan tartışmada bölge ülkelerinin sert tepki vermemelerinin arkasındaki gerçek neden de bu olsa gerek. Nitekim başta Suriye ve İran olmak üzere bölge ülkelerinin bu yumşak ve anlayışlı tavrı Bremer’i kızdırmış olacak ki, Osmanlıları Irak’ı sömürmekle suçlama gereğini hisetti .

Ancak unutulmamalıdır ki; Suriye ve İran ile yakın diyalog ve dostluk ilişkileri kuran ve Amerika ile İsrail’in bu iki ülkeye yönelik tahidterine sıcak bakmayan bir Ankara doğal olarak Amerikalılar tarafından ne Irak’ta ne de bölgede fazla istenmeyecektir.

İşte başlangıçta Türk askerini Irak’ta ister gibi gözüken Washington bu nedenle bu göstermelik eğliminden vazgeçti. Amerikalılar, kendi ve bölge ülkelerinin ve halklarının çıkarlarını gözeten ve bundan dolayı giderek saygı ve prestij kazanan bir Türkiye ve tabi ki AK parti hükümetinden çok fazla memnun olmayacaktır.

Ancak aynı Amerika artık şu gerçeği de görme zamanı gelmiştir: Ne Türkiye, ne de başka bir bölge ülkesi Amerika’ya karşı bir cephe veya pakt kurma gibi bir çabanın peşinde değil.

Tüm bölge ülkelerinin yalnız ve bir tek ortak amacı var ..

O da ; kendi ulusal çıkaralarının korunmasının yanısıra bölgenin barış, istikrar ve güvenliğini sağlamaktır..

Barış ve istikrar ise ancak ve ancak Amerikalıların başta Türkiye olmak üzere tüm bölge politikasını gözden geçirmesi ile olur.. Bunun için de Amerikalılar bir an önce Irak işgalini sona erdirmeli ve bölge ülkelerinin yardımı ile Irak halkının özgürlük, demokrasi ve ulusal bütünlük çabasına katkıda bulunmalıdır..

Ancak Amerikalıların tüm bunlardan önce yapması gereken çok daha temel bir görevi daha vardır .. O da Şaron yönetimindeki İsrail’e verdiği destekten vaz geçmeli ve Filistin halkının dramına son verdirmelidir.

Bu iki temel şartı yerine getirmeyen bir Amerika, ne Türkiye’nin ne de başka bölge ülkelerinin ve halklarının güven ve dostluğunu kazanamayacaktır.

Washington’a bu gerçeği başından beri söyleyen bir AK parti hükümeti ve onun başlangıçtaki Başbakanı ve sonraki Dışişleri bakanı Abdullah Gül bu politikasında ısrarla ve samimiyetle devam ettiği sürece Türkiye orta ve uzun vaadede çok şey kazanacaktır . Unutulmamalıdır ki, son 90 yılın tüm olumsuz izlerini taşıyan bir bölge fotoğrafının netleştirilmesi pek kolay olmayacaktır..

Ancak bugün Şam’da yapılacak toplantı bu fotoğrafı netleştirecek çabanın çok önemli bir adımı olarak değerlendirebilir ve bu yönde ciddi adımlar atılabilirse, başta Türkiye olmak üzere herkes orta ve uzun vaadede kazanacaktır..

Irak’a asker gönderme dosyasını kapatmış ,Şaron’un İsrail’inden uzak durmuş ve samimi ve güvenverici bir Gül, AK parti ve Türkiye bu toplantıdan çok daha fazla güçlü ve saygın olarak çıkacaktır !!

You may also like...