Arabulucu Türkiye!

‘İsrail, Türkiye’den Ortadoğu barış sürecine katkı vermesi için Suriye’yi ikna etmesini istiyor’..

Bu sözler değerli dostum Murat Yetkin’in Radikal’daki Cuma yazısının giriş cümlesidir.

Yetkin; Türkiye’yi ziyaret eden İsrail İçişleri Bakanı Hanegbi ve İsrail’in Ankara Büyükelçisi Avivi’nin sözlerini aktararak onların ağzından ‘Suriye’nin yalnız İsrail’e karşı saldırı düzenleyen Filistinli teröristlere değil, aynı zamanda İstanbul saldırılarına katılanlara da destek verdiğini’ söylüyor ve Şam’ın barış sürecine çekilmesi gerektiğinden sözediyor..

Dostumuz Yetkin’in Dışişleri’nden edindiği bilgi ve izlenime göre de; Ankara bu arabuluculuk teklifine sıcak bakıyor ve bunu Türkiye’yi ziyaret edecek olan Başkan Beşşar Esad’a iletecekmiş..

Oysa dış politikayı oldukça iyi takip ettiğine inandığım değerli dostum Yetkin, İsrailli yetkililerin söylemlerini aktarırken bunların gerçekle ne kadar bağdaştığına da bakabilirdi..

Örneğin Sayın Esad’ın Ankara gezisinin engellenmesi için İsraillilerin ve tabi Amerikalıların ne kadar çaba harcadıklarına bakabilirdi.. Bu konu ile ilgili olarak Barçın Yinanç’ın haberi 3 gün önce CNN-Türk’te yayınlanmıştı..

Benzer şekilde Yetkin; İstanbul’daki eylemlere karışanlara Suriye’nin desteği ile ilgili olarak İsrail suçlamalarını İçişleri Bakanı Sayın Aksu’ya sorabilirdi ..

Barış sürecine gelince, dostum Yetkin İsrailli yetkililere 35 yıldır işgal altında tuttukları Suriye topraklarından (Golan bölgesinden) neden çekilmediklerini sorabilirdi..

Ayrıca Yetkin’in terörist olarak ilan ettiği Filistinlilerin neden ve kime karşı mücadele ettiklerini ve neden ‘terörist’ olduklarını da İsraillilere ayrıca sorması gerekirdi.

Nasıl olsa onlar yine yalan söyleyeceklerdi.

Oysa ortada tek bir gerçek vardır.

Tüm uluslararası hukuka aykırı olarak , 1948’de Filistin toprağı üzerinde kurulan İsrail bununla yetinmeyerek 1967’de geri kalan Filistin toprağını işgal etmiştir. Yani 1948 olayını unutsak bile İsrailliler 35 yıldır Filistin toprağını (Batı Şeria ve Gazzze) işgal etmektedir.

Şimdi İsrailliler işgale son vermeyeceklerine göre acaba dostum Yetkin; Filistinlilere ne gibi tavsiyede bulunacaktır!

Gelelim Suriye’nin sahip olduğu iddia edilen kimyasal silahlara..

Aynı iddialar Saddam için de geçerliydi.. Ancak Irak’ın hiç bir şekilde ne kimyasal ne de nükleer silahının olmadığı anlaşılmıştır. Libya ve İran ise her türlü denetimlere açık olduklarını ilan ettiler.

Ama İsrail’den hiç kimse söz etmiyor.

Dostum Yetkin’e kendi gazetesinde bir gün önce yayınlanan Guardian’ın bir makalesini hatırlatmak isterim.

Bir İngiliz gazetesinde yayınlan bu makalede İsrail’in bölge barışı için ne kadar tehlikeli olduğundan söz ediliyor ve bu ülkenin en az 200 nükleer başlıklı füzenin yanısıra her türlü kimyasal, biyolojik ve daha bilinmeyen kitle imha silahına sahip olduğundan söz ediliyor.

Hadi ben, Araplar ve genel olarak müslümanlar İsrail’i sevmediğimiz veya ondan nefret ettiğimiz için taraflı konuşuyoruz diyelim !

Peki AB üyesi 15 ülkede yapılan kamuoyu araştırmasının sonuçlarına ne demeli!!

Hıristiyan olan bu ülke vatandaşlarının ortalama % 60’ı (bazı ülkelerde bu oran % 80 civarında) İsrail’i dünyanın en tehlikeli ülkesi olarak görüyor. Onlardan hiç biri Filistinlileri terörist olarak tanımlamamış ve Amerikanın dünya barışını tehdit eden üçüncü sırayı aldığı bu araştırmada Suriye listeye girmemişti bile .

Dostum Tekin’den İsrailli muhataplarına bu gerçekleri hatırlatmasını beklerdim..

Yine dostum Yetkin, Suriye’nin 1980 yılında Müslüman Kardeşler’le savaşırken İsrail’in Ürdün üzerinden bu konuya nasıl ve niçin taraf olduğunu ve Mossad’ın şu anda Irak ve özellikle Kuzey Irak’ta Türkiye’nin ulusal çıkarına karşı ne gibi davranış ve eylemlerde bulunduğunu sorabilirdi..

Şimdi gelelim Ankara’nın sıcak baktığı söylenen arabuluculuk konusuna ..

Diyelim ki; Sayın Sezer veya Sayın Erdoğan Başkan Esad’a böyle bir teklifi götürdüler..

Yani, İsraillilerin isteklerini ona ilettiler..

Ve diyelim ki; Sayın Esad da ‘İsrail, BM kararlarını uygulasın, işgal ettiği tüm Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarından çekilsin, başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletini tanısın, Ortadoğu’nun her türlü kitle imha silahlarından arındırılması anlaşmasına imza atsın ve var olan kendi sınırları (1967) içinde kalacağını taahhüt ettiğini açıklasın; biz de onunla barış yapmaya hazırız’ derse, o zaman Sayın Sezer ve Sayın Erdoğan acaba ne yapacak!!

55 yıldır hiç bir BM kararını uygulamayan ve Amerika dahil hiç kimseyi dinlemeyen İsrailliler acaba bu kez Ankara’nın sözünü dinlerler mi!!

Ben hiç sanmıyorum..

Dostum Yetkin, Şaron’un bundan önce kaç kez Sayın Ecevit’in arabuluculuk teklifini nasıl reddettiğini çok iyi bilir..

Kimse kimseyi kandırmasın..

İsrail ve ondan önce Siyonistler hep ve herkese yalan söylediler ve söylüyorlar..

Onlara inanan olduğu sürece yalnız bu yalanlarına değil aynı zamanda saldırganlıklarına da devam edeceklerdir.

Murat Yetkin gibi değerli bir meslektaşımın İsrail yalanlarının kurbanı olmasını bir türlü içime sindiremedim..

Kusura bakmasın dostum Murat!!

You may also like...