Azerbaycan Krallığı!!

Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev Ankara’da yoğun bakımda.. Bazılarına göre de ölmüş olabilir..

Aliyev bulunduğu hasta veya ölüm yatağından oğlu İlham’ı Başbakanlığa atadı. Atama yazısını nasıl imzaladığı ise bilinmez!!

İstifa etmesi ile ilgili hiçbir bilgi olmamasına karşın eski Başbakan’a ne olduğunu bilen yok.. Muhalefeti temsil eden Musavat (eşitlik) Partisi lideri İsa Kamber ise tüm bu olup bitenleri yasa ve hukuk dışı olarak niteledi..

Bu gelişmelerle ilgili haberleri izlerken Azerbaycan’da geçirdiğim günleri hatırladım..

1991’de bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan bir yıl sonra kendini Karabağ Savaşı ile karşı karşıya buldu..

Azerbaycan’ın tam ortasında bulunan Karabağ’da yaşayan Ermeniler, ayaklanarak Karabağ’ın yanısıra Azerbaycan toprağının bir bölümünü daha işgal ettiler. Karabağ savaşını izleyen çok az sayıdaki gazeteciden biri de bendim.

Hem Ermenistan, hem de Azerbaycan tarafından.. Tabiî Nahçıvan’dan da..

Bu savaşta Azerbaycan komutanlarının savaşmadan kendi topraklarını bırakıp kaçtıklarına şahit oldum.. Birçok subay utanmadan Ermeniler’e savaş sırasında bile benzin satıyordu..

Petrol zengini ve toplam 7-8 milyon nüfusu olan Azerbaycan, hiçbir ekonomik gücü olmayan 2 milyonluk Ermenistan’a yenilmişti.. Toprakları işgal edilen bir milyon civarında Azeri ise şu anda göçmen olarak çok sefil durumda yaşamaktadır..

Savaş öncesinde ve sonrasında eski Cumhurbaşkanı rahmetli Elçibey ile şu andaki Başkan Haydar Aliyev ile ikişer kez görüştüm. Her ikisi de değerli iki lider..

Bu arada Ermenistan’ın eski (Bedrosyan) ve yeni (Koçaryan) başkanları ile de uzun uzun sohbet etme fırsatlarını buldum..

Tabiî 1991-2001 arasında her iki ülkeye birkaç kez gittim ve her iki ülkenin siyasi kadroları ve toplumsal liderleri ile görüştüm.

Özetlemek gerekirse, Ermeniler’in siyasal, ekonomik ve toplumsal alanlarda gerçekleştirdiği önemli atılımları Azeriler her nedense yapamadılar..

Ermeniler demokratikleşme sürecinde de önemli adımlar attılar..

Azeriler ise, tüm petrol zenginliklerine rağmen hiçbir ciddi adım atamadılar. Siyasal, ekonomik ve toplumsal yolsuzluklar Azerbaycan’ın temel özelliğini yansıtıyordu..

Yolsuzluklarla ilgili tüm söylentilerin üç adresi vardı:

Başkan Aliyev’in kardeşi, kızı ve oğlu..

İşin daha da garip tarafı ise bugün Azerbaycan’da herkes (yabancılar dahil) bu yolsuzlukları en ince detayları ile bilmekte ve anlatmaktadır..

Ancak muhalefet, Aliyev’in çıkarttığı anti-demokratik yasalar yüzünden hiçbir şey yapamamaktadır.

Bu da yetmedi Başkan Aliyev, oğlu İlham’ı siyasi vâris olarak ilan etti ve gerekli alt yapıyı son bir yılda hazırladı..

Merak ediyorum da Sovyetler Birliği’nin dağılması ile ortaya çıkan devletlerin bir çoğu demokratikleşirken acaba neden yalnız Müslüman (Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Tacikistan ve Azerbaycan) olanlar tersini yapıyor!!

Neden Aliyev, Letonya veya Estonya gibi değil de Irak gibi olmayı tecih ediyor..

Neden İlham, Uday gibi Azerbaycan Milli Komitesi’nin başına getiriliyor..

Neden İlham, Hüsnü Mübarek’in oğlu Cemal gibi önce parti yönetimine sonra da parlamentoya atanıyor..

Neden İlham, Kaddafi’nin oğlu Seyf El-İslam gibi politikaya doğru olmayan yollardan giriyor.. Neden İlham, Hafız Esad’ın oğlu Beşşar Esad’a özeniyor!!

Neden Haydar Aliyev, Ermenistan liderleri kadar olamıyor..

Neden Iraklı Saddam Hüseyin, Suriyeli Hafız Esad, Mısırlı Hüsnü Mübarek, Yemenli Ali Salih ve Libyalı Kaddafi gibi Arap cumhurbaşkanlarına veya diğer kral ve emirlerine benzemek istiyor.. Neden Haydar Aliyev Türkiye’ye özenmiyor!!

Neden oğlunu kendi halkına sevdirerek Baba Bush gibi, oğlu İlham’ı demokratik yollarla başkanlığa veya başkanlığa seçtirmiyor..

Nasıl olsa İlham Azerbaycan Petrol Şirketi’nin başındaydı ve dünyadaki tüm petrol tekellerinin desteğine de sahipti.

Yani oğul Bush’un yaptığı gibi oyları satın alabilirdi ve o da yetmez ise, o zaman Teksas’ta olduğu gibi sandıklarda dalavera çevirebilirdi..

Üstelik oğul Bush, Amerikan halkının yalnızca %25’ni temsil ediyordu. Çünkü oy kullananların oranı % 50 civarındaydı ve Bush bunların yarısının oyunu almıştı..

İlham da aynı şeyi yapabilirdi, ve sözde demokrasiyi tüm dünyaya getirmek isteyen Amerikalılar da buna ses çıkartmazdı. Bu ise onların geleneksel huyudur..

Nasıl olsa 1991’de Irak’ı Kuveyt’ten çıkarmak için dünyayı ayağa kaldıran Amerikalılar, aynı yıl Azerbaycan topraklarını işgal eden Ermeniler’e hiç ses çıkarmamışlardı.

Umarım ve dilerim Haydar Aliyev gittiği yanlış yoldan geri döner ve ülkesinin ve halkının geleceği için son bir kez olarak doğru kararı verir.

Doğru karar ise, Azerbaycan’nın demokratikleştirilmesidir. Yoksa petrol zengini Azerbaycan’ın sonu Irak’tan pek farklı olmaz..

Sayın Demirel’in söylediği gibi ‘Ortadoğu’nın İsrail’i varsa, Kafkaslar’ın da Ermenistan’ı var’!!

Azerbaycan ülkesi ve halkı tüm bunları hak etmiyor..

Nasıl ki Irak ülkesi ve halkı şu an olup bitenleri hak etmiyorsa!!

You may also like...