‘Bela ülke İsrail’

Geçen ay AB üyesi 15 ülkede ilginç bir araştırma yapıldı. Araştırma 7515 kişiyi kapsadı. Ve bu insanlara tek bir soru soruldu: Sizce dünya barışını en çok kim tehdit ediyor?

Bunun Türkçesi, dünyanın en belalı ülkesi hangisidir ?

Araştırmanın kapsadığı ve farklı yaş gruplarına mensup insanların % 59’ü bu ülkenin İsrail olduğunu söyledi.

Sırasıyla Kuzey Kore, İran ve Amerika’yı aynı kefeye koyanların oranı ise % 53 idi. Avrupalıların % 52’si ise hala Irak’ı dünya barışını tehdit eden ülke olarak görmektedir.

Bu araştırma sonucunun açıklanması üzerine, İsrailliler kıyameti kopardılar. İsrail yöneticileri ve medyası Avrupalıları ‘Yahudi düşmanlığını yeniden canlandırmakla’ suçladılar.

AB dönem Başkanı olarak İtalyan Başbakanı Berlesconi ise, Avrupa ülkelerinde insanların kendi inanç ve görüşlerini özgürce ifade etme hakkına sahip olduklarını unutarak İsrail’den özür diledi ve bu araştırmanın AB politikasını yansıtmadığını söyledi. Sanki AB politikasını, Avrupa halkları değil de uzaydan gelenler belirliyor!!

Ancak ekim başlarında Avrupa Komisyonu tarafından resmen yaptırılan bu araştırma sonucunun kasım başlarında açıklanması yorumlara neden oldu.

İsrail ve Amerika’nın ‘Bir avuç Yahudi dünyayı yönetiyor’ diyen Malezya Başbakanı Mahatir Muhammed’e yönelik kampanyalarını hatırlatan Avrupalılar, AB’nin bu araştırma ile müslüman Mahatir’i ve İslamı hedef alan bu kampanyaya taraf olmak istemediğini ve hatta uluslararası politikalarından dolayı Washington ve Tel Aviv’e karşı olduğunu kanıtladığına dikkat çekiyorlar.

Bu köşeyi izleyenler, Arap ülkelerinde yapılan kamuoyu araştırmalarında Arapların neden, nasıl ve ne oranda İsrail ve Amerikadan nefret ettiklerinin yansıtıldığını hatırlarlar.

Biz bunları söylerken bazıları bizi ‘İsrail ve Yahudi düşmanlığı yapmakla’ suçluyordu. Acaba bu çevreler aynı suçlamayı şimdi Hıristiyan Avrupalıların % 59’na da yapacaklar mıdır?!

Herkes aklını başına toplasın ve gerçeği görsün artık.

1948’de Arap ve müslüman toprağı olan Filistin’de İsrail’i kurduran Amerika ve onun bölgedeki uzantısı bu devlet (yani İsrail) şimdi değil, tam 55 yıldır dünya barışını tehdit eden iki ülkedir.

Amerika olmadan İsrail, siyonist hedeflerine varamaz ve İsrail olmadan da Amerika Arap ve İslam dünyasına yönelik emperyalist-haçlı planlarını gerçekleştiremez.

İsrail ve Amerikanın peşine takılıp bir takım hesap yapan çevreler, bu hesaplarının hiç bir zaman tutmayacağını göreceklerdir. Son aylarda yaşanan gelişmeler bu sonucun ne kadar doğru olduğunu kanıtlamaktadır.

İsrail ve Amerika, hiç bir zaman kendi İkili çıkarlarının dışında başka bir ülkenin çıkarını gözetmezler.

Bu ikili; müttefik olarak kabul ettikleri ülkelerin bile çıkarlarını kendi çıkarları uğruna hiçe saymakta tereddüt etmez .

Bu ikili ile ilişkilerinden göreceli olarak yarar sağlar gibi gözükseler de başta müslüman ülkeler olmak üzere tüm ülkeler İsrail ve Amerika ile dostluklarından stratejik olarak karlı çıkamaz ve şimdiye kadar çıkmamışlardır.

Amerikanın Irak’ı işgali ve oradaki Kürtleri yeni stratejik müttefik olarak seçmesi ve İsrail’in de Irak’ta ve özellikle kuzeyinde kuşkulu faaliyetlerde bulunması söylediklerimizi kanıtlamaktadır.

Türk halkının da en az Avrupalılar kadar nefret ettiği İsrail ve Amerika ile bundan sonra sürdürülecek ilişkilerin aynı zamanda ‘Dünya Barışına Tehdit’ oluşturacağı anlamına geleceğini herkes ve özellikle AK parti hükümeti bilmelidir..

Belki de Avrupa vatandaşlarının zaman zaman Türkiye’nin üyeliğine kaşı çıkmasının temel nedeni budur.

Yani Avrupalılar, iki belalı ülke olarak Amerika ve İsrail ile işbirliği yapan müslüman bir Türkiye’yi kendi aralarında görmek istemiyorlar, istemezler.

Böyle bir görüntü ve imajdan çabuk kurtulan bir Türkiye’nin 2004 öncesinde üyelik görüşmelerinde daha fazla bir şans yakalayacağına inanıyorum.

Belalı oldukları Avrupalılar tarfından resmen tescil edilen İsrail ve Amerika’dan uzak durmayı hedefleyen bir yıllık bir politika Türkiye’ye çok şey kazandırabilir, ama hiç bir şey kaybettirmez.

Ne dersiniz denemeye değmez mi?!

You may also like...