‘Bu kredi riskli’

Dünkü Milliyet’in birinci sayfasında ‘Bu kredi anlaşması riskli’ başlıklı bir haber vardı. Gazeteye göre bu cümleyi Bakan Ali Babacan söylemiş ve eklemiş ‘Türk askeri Kuzey Irak’a geçerse kredi askıya alınacak’..

Oysa Milliyet ve tabiî ki Hürriyet ve diğerleri günlerdir bu kredinin ne kadar ‘iyi’ olduğunu anlatıyorlardı kendi okuyucularına..

Aynı Hürriyet ve Milliyet yine günlerdir reddedilen tezkere ile ilgili olarak Amerika ve Türkiye arasında yapılan görüşmelerin detaylarını anlatıyor ve hükümeti gerçekleri milletvekillerinden ve kamuoyundan saklamakla suçluyorlardı.

Her iki gazeteye göre, dönemin Başbakanı ve sonra Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, elde edilen ‘bunca’ kazanımlara rağmen tezkerenin geçmesi için çaba harcamamış ve neredeyse milli çıkarları görmemezlikten gelmiş!

Milliyet, günlerce Gül’e yüklendi ve neredeyse ‘vatan haini’ olarak ilan edecekti!!

Oysa Hürriyet ve Milliyet’in ‘ele geçirdiklerini’ söyledikleri anlaşma metinlerinin satır aralarına iyi ve doğru bakıldığında herşeyin Türkiye’nin değil Amerikalılar’ın istediği gibi geliştiği görülecektir.

Örneğin Hürriyet’in yazdıklarına bakılırsa, Kerkük ve Musul’da Kürtler’in bir olay çıkartması durumunda Amerikalılar müdahale edecek ve bu olayları önleyemeyecekleri kanaatine(!) varırlarsa, Türkiye’den önlem talebinde bulunacaklar.

Benzer tavır yine Hürriyet’te bakılırsa PKK konusunda görülmektedir. Amerikan tarafı, Türk ordusunun Kuzey Irak’a girip PKK’ya karşı operasyona girişmesine izin vermiyordu. Ancak PKK’lılar saldırıya geçerse veya Türk askerine karşı herhangi bir engellemede bulunursa o zaman Türk askeri kendini savunabilir!!

Peki madem ki, PKK-KADEK bir terör örgütüdür, o zaman Amerikalılar neden Türkiye ile bu konuda pazarlık yapma gereğini hisediyorlardı.. Türk hükümetinin yalnız bu tavrından dolayı Amerikalılar’dan şüphe etme hakkı yok muydu?

Üç aylığına gelen ve 12 yıl süreyle Türkiye’den gönderilemeyen Çekiç Güç hikayesini bilen AK Parti hükümetinin Türkiye’ye gelecek 65 bin Amerikan askerinden endişe duyması doğal değil midir?

Tüm bunları bir yana bırakırsak bile, Amerikalılar Türk askerinin kendi başına Kuzey Irak’ın derinliklerine girmesine izin vermemişlerdi.. Amerikalılar Hürriyet ve Milliyet’in bir yerlerden ‘ele giçirdikleri’ belegelerde yansıtılmak istendiği gibi herşeye evet dememişlerdi ve nihai anlaşmayı imzalamamışlardı .

Yoksa Gül, çıkıp da ‘Amerikalılar Türk ordusunun Irak’a girişine karşı çıkıyorlar’ demezdi..

TBMM Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Sayın Mehmet Dülger’in dediği gibi ‘Son 50 yılda hep ittifak çıkarları ile dış politika uygulayan Türkiye, ilk kez bu denli ulusalcı bir politika izlemişti.’

Anlaşılan ‘ulusalcı olmayan’ çevreler AK Parti hükümetinin bu tavrından memnun değiller..

Onlara göre Türkiye, kayıtsız-şartsız Amerika ile birlikte olmalıdır. Hele Amerika bunun karşılığını da veriyorsa bu çok daha gereklidir..

İşte bu nedenle bu çevreler 8,5 milyar dolarlık ‘şartlı’ krediyi göklere çıkartılar..

‘Irak’a asker gönderme’ şartı içermediğini söyledikleri bu kredinin foyası ortaya çıktı..

Bakan Ali Babacan sonunda bu kredi anlaşmasının riskli olduğunu kabul etmek zorunda kaldı.. Babacan’a göre ‘Türk askeri Kuzey Irak’a girerse kredi askıya alınır’..

Peki hani Hürriyet ve Milliyet’te göre Amerikalılar, Türk askerinin Kuzey Irak’a girmesine izin vermişti!!

Hani bu kredi hiçbir siyasi şart içermiyordu..

İşte bu nedenle AK Parti hükümeti şimdi çok daha büyük ve önemli bir sınav ile karşı karşıyadır..

AK Parti hükümeti bu kredi karşılığında Türk askerini Irak’a gönderirse şu anda hükümete saldıran çevrelerin ve arkalarındaki dış güçlerin istediğini yapmış olacaktır..

Çünkü iş asker gönderme ile kalmayacaktır..

Kredi şartı ne diyor: ‘Türkiye her kredi dilimini istediğinde Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon Ankara’nın Irak konusunda Amerika’ya ne kadar işbirliği yaptığına bakacak ve ona göre evet veya hayır diyecek’..

Yani Türkiye, Irak konusunda Amerika’nın istediği herşeyi yaparsa (Bu Amerikan Kongresi’nin şartıdır) parayı alacak.

Peki asker gönderip göndermemek bir şart olmadığına göre, Ankara ‘Irak konusunda’ Amerika’ya nasıl ve nerede yardım edecek?

İşte bu nedenle son günlerde Türk-İsrail ve Türk-Amerikan ilişkileri ile ilgili olarak basına yasıyanlar çok önemli..

Çünkü ‘Irak konusunda’ denince, Amerika’nın tüm Ortadoğu politikasını anlamamız gerekiyor..

Bunun içinde, gerektiğinde Suriye ve İran’a saldırmak ve İsrail devletini sonsuza dek bölgeye egemen kılmak isteyen Amerikalılar’a yardım etmek de vardır!!

İşte bu nedenle AK Parti ve hükümetinin işi bir kat daha zorlaşmaktadır..

Erdoğan, Gül, Arınç ve AK Parti yönetimi, bu zoru da göğüslemek ve Türkiye’nin ulusal çıkarlarını ve coğrafyasının tüm maddi ve manevi gereklerini yerine getirmek zorundadır.

Çünkü bu AK Parti olmanın da gerekleridir!!

You may also like...