Çuval ve torba!

TBMM’nin 6 Ekim kararından sonra Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, bu kararın gerekçelerini ve hükümetin olası Irak politikalarını Arap kamuoyuna anlatmak üzere bana ve Ankara’da bulunan bazı Arap gazetecilerine demeçler verdi.

Sayın Gül’ün söylemleri ile ikna olmamamıza rağmen mesleğimiz gereği tüm söylediklerini çalıştığımız basın-yayın kuruluşlarına aktardık. Bu kuruluşlar da bize güvendikleri için Gül’ün bu söylemlerini haber bültenlerinin ilk sıralarında ve gazetelerin baş sahifelerinde yansıttılar..

Tümü de bizim ricamız üzerine bu söylemleri yorumsuz ve Türk-Arap ilişkilerine zarar getirmeyecek şekilde vermeye özen gösterdiler..

Ancak tüm Arap medyasını biz kontrol etmiyoruz..

Nitekim bazı basın-yayın kuruluşları TBMM’nin kararı sonrasında Türkiye ve AK parti hükümeti ile ilgili birçok yorum yapmaya başladı. Henüz tehlikeli bir boyuta ulaşmayan bu kampanyanın malzemesini Iraklı yöneticilerin demeçleri oluşturuyor. Bu demeçlerde Iraklı yöneticiler Türk askerinin kendi ülkelerine gelmesine karşı olduklarını ısrarla söylüyor ve zaman zaman da Ankara’yı tehdit ediyorlar.

Ancak Irak Yönetim Konseyi üyesi Mesut Barzani’nin Kahire gezisi sonrasında Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa’nın ve daha sonra Suudi Arabistan yönetiminin Türk askerlerinin gidişine karşı olan demeçleri sürece yeni bir yön verdi.

Arap medyasında Türkiye’ye karşı kampanya giderek yükselmeye başladı.

Türkiye, Amerika ve İsrail ile birlikte Irak’ı parçalamak ve bir bölümünü işgal etmekle suçlanıyor.

Ancak bu kampanya’da ilginç olan bir taraf vardı.

Türkiye’nin Irak’a asker göndermesindan en çok etkilenmesi gereken iki ülke, yani Suriye ve İran sert tepki göstermemeye özen gösterdiler ve gösteriyorlar. Çünkü bu iki ülke yöneticileri, bu tür bir tepkinin yalnız kendi ülkelerinin ve halklarının Türkiye ve Türklerle ilişkilerini bozmayacağını, aynı zamanda bölgede yaşayan tüm halklar arasında düşmanlığı körükleyeceğini biliyorlardı.

İşte bu nedenle Şam ve Tahran tepki ve eleştirilerinde daha dikkatli davranıyordu. Hatta Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ve Başbakan Itri, AK Parti kongresi münasebetiyle Erdoğan’a dostluk mesajları gönderiyorlardı…Oysa herkes bilir ki; Irak’a komşu Şam ve Tahran (ki aralarında iyi bir diyalog var) Türk askerinin Irak’a gidişine en çok kızan iki başkenttir.Bunun nedenini ise başta Sayın Gül olmak üzere hükümet çok iyi bilmektedir!!Şimdi esas konuya gelelim..Yani çuval ve torba’ya!!Yukarda açıklamaya çalıştığım ‘yumuşak’ anti-Türkiye kampanyasına rağmen, geçtiğimiz cumartesi günü Prag’tan yayın yapan Hür Irak Radyosu’nda bir program yayınlandı. Bu programda Türkiye’nin Irak’a asker gönderme konusu tartışılıyordu. Programa Iraklı birçok vatandaş ve yetkili katılmıştı. Ama herkes Türkiye’ye saldırıyordu…Ancak Iraklı iki vatandaşın söyledikleri çok ilginçti.Birincisi ‘anlaşılan Türkler Süleymaniye’deki çuval olayından ders almamışlar. Şimdi de Amerikalılar kendilerini korumak amacıyla Türk askerlerini Kum Torbaları olarak kullanmak istiyorlar’ diyordu…İkincisi ise daha sinirli olarak: ‘Bundan sonra Türk televizyonları yayınlarını sık sık keserek, Irak’ta bir Amerikalı ve 10 Türk askerinin öldürülüş haberlerini vermek zorunda kalacaklar’ diyordu..Hem de Özgür Irak Radyosu’nda.Yani CIA’nın, Saddam’ı devirmek için 4 yıl önce kurduğu radyoda… Yani CIA, yalnız Iraklıları Türk askerine karşı kışkırtmakla kalmıyor, aynı zamanda Türk-Arap ve Kürt-Türk düşmanlığını da alevlendirmek istiyor. Benzer bir programı pazar günü İngiliz BBC radyosu yaptı. Bilmem başka bir şey söylemeye gerek var mı?Dost ve müttefik Amerikalı ve İngilizler, tüm etnik ve mezhep kesimleri ile Iraklıları ve genel olarak Arapları Türkiye’ye karşı kışkırtmaktadır!!Nitekim her iki radyonun bu programlarından sonra bölgede Amerikan yanlısı Arap ülkelerinin radyo ve televizyonları da Türk askerinin Irak’a gidişi ile ilgili olarak bol miktarda haber ve program yayınlanmaya başladı. Buna praralel olarak başta Amerikan yanlısı ülkeler (Ürdün ve Suudi Arabistan) olmak üzere birçok Arap ülkesi Türkiye’ye karşı sesini yükseltmeye başladı. 3-5 günlük bu kampanya ile Türkiye’ye karşı ciddi bir hava estirildi. Askerin gönderilmesi ile ilgili olarak Ankara’dan çıkan her haber ile bu hava giderek ağırlaşıyor.Ama yine de Arap kamuoyu henüz kesin kararını vermiş değil. Çünkü birçokları (ben dahil) AK Parti hükümetinin gelişen tepkileri ve giderek artan riskleri görerek asker gönderme kararı almaktan vazgeçebileceğine inanıyor.Karşı tarafta olanlar ise, AKP’nin diğer partilerden farklı olmadığını ve Türkiye’yi geleneksel Amerikan (bazıları İsrail’i de katıyor) çizgisinden uzaklaştırma niyeti içinde olamayacağını savunuyorlar.Arap kamuoyunda süregelen bu çok ciddi ve tehlikeli tartışmaya son noktayı yalnızca Başbakan Erdoğan ve AK parti hükümeti koyacaktır. Erdoğan ‘tarihe geçecek bir lider’ olmak istiyor ise, kendisine gösterilmek istenen fotoğrafın bir bölümünü değil de tümünü görmek zorundadır.Çünkü fotoğrafın detaylarında, Türkiye’nin ve bölgenin geleceğinin ipuçları vardır. Önemli olan bu detaylara başkalarının karanlık gözlükleri ile değil de Türk ve bölge halklarının yüreği kadar tertemiz ve bembeyaz bir gözlükle bakmak ve onları yalnızca politikanın matematiksel rakamları ile değil de insani değerleri de içeren adil bir vicdan ile görmektir .Partisini Türkiye’nin Adalet ve Kalkınması için kuran ve bunun için de halkın oyunu kazanan Erdoğan, aynı şeyi bölgede de yapabilir.Unutulmamalıdır ki, Irak’ta yanlış yapan ve kaybeden bir Erdoğan yalnız Arap ve müslüman halkları değil, aynı zamanda Türk halkını da kaybeder…Benim bildiğim kadarıyle Erdoğan, Arınç, Gül ve tüm arkadaşları bilinen iç ve dış düşmanlara karşı verdikleri ve yıllarca süren mücadelelerini böyle bir sonuca varmak için yapmamışlardır!!

You may also like...