Dört akıllı adam!

Bu başlığı yaklaşık olarak bir ay önce kullanmıştım. O zaman Amerikan Temsilciler Meclisi’nde 4 üye ‘Suriye’yi cezalandırma’ yasasına hayır demişti. 398 üye ise Yahudi lobisinin de kışkırtması sonucu yasayı desteklemişti.

Geçtiğimiz hafta başında bu kez yasa Amerikan Senatosu’nda oylandı. Belki de kaderin bir cilvesi olarak bu kez de 4 üye yasaya karşı oy kullandı. 89 senatör ise histerik bir şekilde Suriye’nin cezalandırılmasını istedi. Bu oylama yapılırken de İsrail Savunma Bakanı Mofaz Senato binasına yakın bir yerde Suriye’ye karşı askeri bir operasyonun gerekliliğini anlatıyordu Amerikalı dostlarına.. Mofaz’a göre Suriye, Filistin ve Ortadoğu barışını engelliyor ve Amerikalılar’ın Irak’taki egemenliğini geciktiriyor. Mofaz, Irak’ta eylem yapanların büyük bölümünün Suriye sınırından sızdıklarını da söyleyerek Amerikan ordusunun gerektiğinde Suriye topraklarına girmesi gerektiğini de belirtiyordu. Yine Mofaz’a göre, Amerikan ordusu bunu yapamayacak durumda ise, İsrail ordusu bu görevi üstlenebilir. Yani İsrail ordusu Suriye’ye girebilir ve gerektiğinde 1967’den bu yana işgal altında bulunan bölgeye ek olarak yeni topraklar işgal edebilir.

Böylesi hamasi nutuklardan sonra Amerikalılar dünyanın en gelişmiş F-16 A uçaklarından birkaç uçağı vefakar ve fedakar İsrailli dostlarına hediye olarak vermeye karar verdiler.

İsrail ise bu uçakları gerektiğinde Suriye ve özellikle İran’daki nükleer santrallara karşı kullanacak.

Bölgedeki ciddi askeri kaynaklar İsrail’in önümüzdeki bahar aylarında İran’daki nükleer tesisleri vuracağı ve peşinden de ordusunu Suriye’ye veya Lübnan’a saldırtacağını beklemektedirler. Aynı kaynaklar Suriye’ye saldırmanın zamanının Irak’taki olayların gelişmine bağlı olacağını söylüyorlar. Yani eğer Amerikalılar Irak’ta giderek zor durumlarla karşılaşır ve bu durum Başkan Bush’un tekrar seçilme şansını azaltırsa o zaman İsrail kaçınılmaz olarak bu saldırıyı yapacaktır.

İsrail bu saldırı ile birden çok hedefini gerçekleştirmeyi hesaplamaktadır.

1- İsrail bu saldırı sırasında Suriye’de bulunan Filistin kamplarını da vurarak bu kamplarda yaşamakta olan yaklaşık 400 bin Filistinli’ye de gözdağı verecektir.

2- Lübnan’a saldırması durumunda İsrail buradaki Hizbullah mevzilerini yok edebileceğini hesaplamaktadır.

3- Suriye ve Lübnan’da yeni topraklar işgal etmeyi hesaplayan İsrail, bu topraklardan çekilme karşılığında halen işgal altında tuttuğu Golan’daki su kaynaklarını isteyecektir.

4- Suriye ve Lübnan’ı işgal edecek olan İsrail kendi iç kamuoyunun moralini yükseltecek ve Amerika’dan sağladığı mutlak desteği kat kat artacaktır.

5- Arap âleminin içinde bulunduğu karmaşayı da fırsat bilen İsrail, Amerika’dan da alacağı destek ile Filistinliler’e kendi istediği barışı kabul ettirecektir. Çünkü bugünkü koşullarda, Filistin halkının direnişine dolaylı veya dolaysız olarak sahip çıkan tek ülke Suriye kalmıştır. Amerika’nın Irak işgaline ve bu ülkeye ve bölgeye yönelik tüm tehlikeli planlarına da Suriye Türkiye ile birlikte karşı çıkmaktadır.

6- Suriye’ye saldıracak olan İsrail bu saldırısı ile Türkiye’nin bölgesel çaba ve açılımlarını da durdurmayı amaçlamaktadır. Yani, Türkiye’nin Suriye ile dostluğundan tedirgin olan İsrail, Suriye’ye saldırarak Türkiye’yi yeni bir dosttan yoksun bırakmayı hedeflemektedir.

7- Aynı şeyi İran’daki nükleer tesisleri vurarak İran konusunda yapmayı amaçlayan İsrail; Suriye, Lübnan ve İran saldırıları ile bölgenin tek hakimi olabileceğini hesaplamaktadır.

8- Kurulduğu 1948 yılından bu yana Filistin halkını terörle kontrol ve yok etmeyi deneyen İsrail, benzer politikalarla tüm bölgeyi kendi egemenliği altına alabileceğini hesaplamaktadır. Başka bir ifade ile Şaron ‘Büyük İsrail’in kurulma’ provasını yapmayı düşünmektedir. Bu ise Irak’ın işgali ile başlayan Amerika’nın bölgeye yönelik yeni planının temel hedefidir.

Peki buna karşı neler yapılabilir veya yapılmalıdır?

1- Hiç kimse beni ilgilendirmez diyemez. Irak’ın işgali Türkiye’yi nasıl etkiliyor ve etkileyecek ise, İsrail’in Suriye, İran ve Lübnan’a olası saldırıları da Türkiye’yi daha fazla etkileyecektir.

2- Başta Suriye ve İran olmak üzere tüm bölge ülkeleriyle geliştirdiği son dostluklardan yoksun veya zor durumda bırakılacak bir Türkiye dış politikalarında yeni, karmaşık ve inanılmayacak kadar riskli sorunlarla karşı karşıya kalacaktır.

İşte bu nedenle kim yapmış olursa olsun sinagoglara yapılan ve tüm süreçlerinde birçok soru işareti bulunan saldırıları ben hep yukarda anlattığım çerçevede değerlendiriyorum!!

Unutmayalım ki, başta el-Kaide olmak üzere bölgemizde bulunan hemen hemen tüm ‘radikal İslamcı’ grupların kurulmasında, beslenmesinde ve gerektiğinde kullanılmasında hep Amerika önemli rol oynamıştır.

Sonradan yolların ayrılması ile olay bitmiyor!!

Eşinden ayrılan bir erkek iyilik veya kötülükle ona nafaka ödemek zorundadır.

Yoksa!!!

You may also like...