Erdoğan, Kıbrıs ve statüko

Yanılmıyorsam Ekim başıydı.. Ankara’da Yeni Şafak bürosunda sohbet ediyorduk.. Kıbrıs konusu açıldığında oturanlardan biri seçimlerde CTP’nin şansının hiç olmadığını söyledi.

Bunu nasıl anladığını sorduğumda, adaya giderek ciddi bir kamuoyu araştırması yaptığını ve bu araştırmanın sonucunu da Başbakan Erdoğan’a ilettiğini söyledi. Bu dostumuza göre CTP seçimleden 3. parti olarak çıkacak, UBP ve Serdar Denktaş’ın liderliğini yaptığı DP birincilik için yarışacaktı..

Dostumuzun bu değerlendirmesinin yanlış olduğunu ben ve Mustafa Karaalioğlu söyledik ve yeni bir araştırma yapmasını ve yeni sonuçların Başbakan’a iletmesini rica ettik.

O gün de ben CTP’nin %34-36 oy oranı ile birinci parti olarak seçimlerden çıkacağını söylemiştim. Çünkü ben bu sohbetten iki hafta önce Kıbrıs’taydım ve herkesle görüşerek bu sonuca varmıştım..

Pazar günü yapılan seçimler beni ve Karaalioğlu’nu haklı çıkartmıştı..

CTP % 35,2 ile birinci, UBP % 33 ile ikinci ve DP %12,60 ile dördüncü parti olarak çıkmışlardı seçimlerden. Barış ve Demokrasi Hareketi ise % 14 ile üçüncü parti olmuştu.

Ben bu sonuçların ne anlama geldiğini değerlendirmek istemiyorum. Ancak seçim süreci ve sonuçları ile ilgili olarak bazı notları ve izlenimlerimi aktarmak istiyorum..

1- Daha Başbakan olmadan önce Kıbrıs’ta çözümden yana tavır alan Sayın Erdoğan, ne olduysa daha sonra bu tavrından aşamalı olarak vazgeçer gibi oldu..

2- Türkiye’de statükodan çekmediği kalmayan Erdoğan, anlaşılmayan bir şekilde Kıbrıslıların statüko olarak tanımladıkları yapıya arka çıktı.

3- Başbakan yardımcısı Şener’in Kıbrıs ziyaretleri bu anlayış içinde algılandı ve Türkiye’de değişimi savunan bir Erdoğan Kıbrıs’ta tersini yapması ilgiyle izlendi. Türkiye ve doğal olarak hükümet KKTC’de varolan statükodan yana olarak görüldü.

4- Bu arda Türkiye’den çok farklı siyasal ve ideolojik yapıları temsilen çok kişi adaya gelerek UBP-DP ikilisine ve doğal olarak Sayın Denktaş’a arka çıkt ve destek verdi.

5- Seçim bir referandum niteliği taşıdı. Seçime katılan partilerin ‘Annan’cı olmak veya ‘Annan’a karşı olmalarına rağmen hiç kimse Annan Planının gerçek detaylarını Kıbrıslılara anlatmadı veya o demogojik ortam içinde anlatamadı. Ama seçmenler oylarını kullanırken AB’ye evet veya hayır olarak oy kullandılar.

6- Bu refarandum’da evetçilerin oranı % 51 çıktı, ancak Meclis’te sandalyeler 25-25 paylaşıldı.

Bu düğümü ise Ankara çözecek..

Umarım bu kez birileri Sayın Başbakanı yanıltmaz!!

Kıbrıs halkının büyük çoğunluğu çözümden yana..

Ne Mehmet Ali Talat ne de Mustafa Akıncı ne de başkaları vatan haini değildir ve olamaz.. İnanıyorum ki, hiç kimse sahip olduğu haklardan hiç bir şey karşılığında vaz geçmeyecektir.

Elbette gönül isterdi ki; Kıbrıs Türk halkı Doğu Timor kadar bağımsız ve özgür olmalıdır. Ancak gerçekçi olmak zorunluluğu vardır. Eğer KKTC’nin ve Türkiye’nin gücü bunu sağlayacak durumdaysa o zaman hiç bir şeyi konuşmanın gereği yoktur.

Ama ortada bir gerçek var..

O da Türkiye-AB ilişkileri..

Elbette Kıbrıs Türk halkının hakları Türkiye’nin AB’ye girişinin bedeli olmayacaktır. Hiç kimsenin bunu böyle düşündüğünü sanmıyorum..

Ama Kıbrıs sorunu, Türkiye’nin önünü tıkamaktadır..

Elbette Kıbrıs ile ilgili olarak yapılan görüşmelerde binlerce detay vardır.. Ancak KKTC seçimlerinin doğru bir şekilde algılanması, değerlendirilmesi ve AB ile pazarlıklarda güçlü bir koz olarak kullanılması hem Türkiye’nin önünü açacak hem de adadaki Kıbrıslı Türklerin mutlu geleceğini sağlayacaktır.

CTP ve BDH’ye oy verenlerin çoğunluğunun gençlerden oluşması bunun net kanıtıdır..

Benzer şekilde Türkiye’deki gençler AK partiyi iktidara taşımışlardı..

Şimdi AK parti ve Erdoğan’a düşen görev bu gençlerin sesine kulak vermektir.

Sayın Başbakan dünkü grup konuşmasında bunun işaretini vermiştir.

Bu mesajın adada olduğu kadar, AB çevrelerinde ve doğal olarak Türkiye’de doğru bir şekilde algılanması ve gereğinin yapılması durumunda çok şey değişecektir.

Kıbrıs gibi zor bir sorunu çözme gücünü kanıtlayacak bir Erdoğan, haklı olarak AB yolunda daha kararlı ve güvenli adımlarla yürüyecektir.

AB hedefini gerçekleştiren bir Erdoğan, kendi siyasal mücadelesinde yolun yarısını geçmiş olacaktır!!

You may also like...