Haçlı savaşı!

11 Eylül sonrasında Başkan Bush İslam alemine karşı topyekün bir Haçlı Savaşı başlattığını ilan etmişti. Tüm dünyayı bu savaşa katılmaya çağıran Bush bir de tehdit savurmuştu:

‘Ya bizden yana ya da terörden yana olacaksınız!’

Yani: Ya hıristiyanlardan yana ya da terörist müslümanlardan yana!

Geçen süre içinde Bush, dünya hıristiyanlarını kendi yanına çekemedi ama kişisel olarak müslümanların ve islamın düşmanı olduğunu kanıtladı.

Buna karşın da Avrupa’daki hıristiyanlar hem Bush’tan hem de onun haçlı zihniyetiyle desteklediği İsrail’den nefret etti…

Peki Amerika’da ne oldu?

Bush ve yandaşlarının estirdiği ve Yahudi lobilerinin kurnazca sahip çıkıp desteklediği bu anti-islam furyası Amerikalıları etkilemişe benziyor.

İslam-Amerikan İlişkileri Konseyi’nin geçen ay yaptırdığı bir araştırma bunu kanıtlıyor.

Bu araştırmaya göre; Amerikalıların % 38’i islam dininin terörü teşvik ettiğine inanıyor. Bu oran 2001 sonunda % 14 iken, Ekim 2002’de % 23 ‘e çıkmıştı..

Konsey’in ve Amerikan ABC televizyonunun da yaptırdığı bir başka araştırmada Amerikalıların % 66’sının islam dini ile ilgili yeterli bir bilgisi olmadığı ortaya çıktı. Amerikalıların % 52’si ise islam dininin diğer dinlerle diyaloğu ve dostluğu desteklediğine inandığını söyledi.

11 Eylül’ü bahane ederek Afganistan ve Irak’ı işgal eden Amerika bir yandan müslümanların kendisine karşı nefretini kışkırtıyor, obür yandan da bu nefreti kullanarak kendi kamuoyunu Arap ve müslümanlara karşı düşmanca duygularla besliyor.

Tehlikeli olan da budur…

Bundan karlı çıkacak biri varsa o da İsrail’dir…

Amerika’da yayınlanan ve Yahudi lobisinin finanse ettiği veya desteklediği binlerce yerel ve ulusal gazete ve dergide her gün Arapları ve müslümanları aşağlayan yüzlerce makale yayınlanmakta. Televizyonlar da hiç geri kalmıyor…

Dünyanın herhangi bir yerinde Amerika, İsrail veya onların yandaşı herhangi bir ülkeye yapılan herhangi bir eylem terör olarak yansıtılmakta ve bunun suçu doğrudan islam ve müslümanlara yüklenmekte.

Nasıl olsa müslümanların adı bir sefer kötüye çıkmış!!

Nitekim böyle bir suçlama neredeyse Amerika’da yaşayan tüm müslümanları da etkilemişti.

11 Eylül sonrasında estirilen terör ortamında başlatılan soruşturmalarda 8 bin dış kökenli Amerikalı müslüman sorgulanmış ve bunların 748’i tutuklanmıştı. Yine aynı soruşturma kapsamı içinde 70 bin müslüman için göçmen ofislerine müracaat etme zorunluğu getirilmişti. Amerika’da bulunan tüm camiler FBI ajanları tarafından denetim ve takip altına alınmış ve bu camilerin yönetim kurulu üyeleri ve cami çalışanlarının listeleri özel güvenlik ofislerinde incelenmeye alınmıştı…

Peki Amerika tüm bunları neden yapıyor?

50 yıldır Arap ve müslüman halklarına karşı yapmadığı kötülük bırakmayan Amerikan yönetimleri, tüm bu süre içinde gerektiğinde islam dinini de silah olarak kullanmıştı .

Kendi sınırları içinde de 9-10 milyon müslümanı barındıran Amerika, komünizme karşı mücadelesinde gerektiğinde islamı bağnazlaştırmayı ve terörize etmeyi de hiç ihmal etmedi.

Bugün bile Arap ve müslüman ülkelerinde ‘muhalif’ grupların hemen hemen tümünün temsilcileri Amerika’da, Almanya’da, İngiltere’de ve başka Avrupa ülkelerinde barınmaktadırlar.

El-Kaide ile savaşan(!) Amerika bugün hala bir çok ülkede islami gruplarla ilişkilerini sürdürmektedir. Başka bir deyişle, el-Kaide ile ilişkilerinde başarısızlığa(!) uğrayan Amerikalılar yine de çok önemli bir silah olarak gördükleri islamdan topyekün vazgeçmek niyetinde değil.

Nasıl olsa 1,5 milyar müslümanı yok edemeyeceklerine göre onları tümüyle kaybetmeyi de göze alamıyorlar.

Üstelik bu müslümanlar dünyanın en önemli ve en zengin coğrafaysında yaşıyor…

Peki buna karşın müslümanlar ne yapıyor?

Çoğunlukla bilerek veya bilmeyerek, dolaylı ya da dolaysız olarak Amerika’ya yardımcı oluyor!

You may also like...