Kıbrıs ne olacak!!

Siz bu yazıyı okurken büyük olasılıkla birinci sahifede de Kıbrıs’taki seçim sonuçlarını göreceksiniz. Çünkü biz bu yazıyı erken yazmak durumundaydık ve o sırada seçmenler hala oylarını kullanıyordu. Üstelik Saddam’ın yakalandığı haberi gelmişti ve Kıbrıslılar kendi seçimlerinin haber önemini kaybedeceğini de biliyorlardı..

Çok yoğun ve sert bir seçim kampanyasından sonra Kıbrıslı Türkler dün gün boyunca oy kullandılar. Seçime çok büyük bir ilgi vardı. Tahmin ediyorum katılım oranı % 95 civarındadır.

Bu da Kıbrıslıların bu seçimi ne kadar önemsediklerini gösteriyor .

Üstelik parti liderleri birbirlerine karşı sert olmalarına rağmen Kıbrıslı seçmenler alabildiğine rahat ve toleranslı.

Çünkü herkes gerginliğin ve düşmanlığın hiç kimseye yarar sağlamayacağını biliyor. Sonuçta kim kazanırsa kazansın elbette Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin çıkarlarını gözetecek ve savunacaktır. Hiç kimse durduk yere kendini ve halkını başkalarının çıkarı uğruna feda etmeyecektir. Çünkü bugün Kıbrıs’ta var olan durumun geriye dönüşü yoktur ve olamaz.

Elbette Kıbrıslı Türklerin egemenlik ve bağımsızlık hakları gözardı edilmemeli. Hiç kimse Kıbrıslı Türkleri dilleri, dinleri, gelenekleri ve kültürleri farklı olan Kıbrıslı Rumlarla yanyana yaşamaya zorlamamalı. Ancak hiç kimse de var olan durumu da görmemezlikten gelemez .

Kıbrıslı Türkler bugün içinde yaşadıkları durumu koruyarak ayakta kalabileceklerine inanıyorlar ise o zaman hiş bir sorun yok demektir. Ancak güneydeki Rumlar AB’ye girerken Kuzeydeki Türkler ne yapabilir! Üstelik AB’ye girecek olan Rumlar 1 Mayıs’tan sonra Yunanistan ile birlikte veto hakkıa sahip olacaklar ve Türkiye’nin AB yolunu sonsuza dek kapayacaklardır.

İşte dün yapılan seçimlerde kim kazanırsa kazansın bu gerçek ışığında ve Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’nin çıkarlarını gözeterek yeni politikalar üretip uygulayacaktır .

Benim sandık başında yaptığım küçük çaplı araştırmada seçmenin de bunu istediğini gösteriyor. Bu araştırmaya göre seçmenler bir yandan CTP’yi birinci parti yaparak (çok büyük bir sürpriz olmazsa) bu eğilimlerini gösterirken UBP’yi ikinci parti yapmayı da ihmal etmiyorlar. Sonuçta bu partinin de KKTC’nin geldiği durumda büyük rolü ve katkısı vardır.

İşte bu nedenle ister CTP ister UBP birinci parti olsun veya hükümeti kursun artık herkes bir yerden başlayarak halkın beklentilerine yanıt vermek durumundadır. Bana göre bugünkü bölgesel ve uluslararası politikanın gerçekleri ışığında Annan Planı kaçırılmaması gereken büyük bir fırsattır.

Kıbrıslı Türkler bu seçimlerin sonuçlarını bir milat olarak kabul edip yeni bir KKTC ile ortaya çıkmalıdırlar ve herkese çözümden yana olduklarını kanıtlamalıdırlar.

Unutulmamalıdır ki Kıbrıslı Rumlar da bu planı olduğu gibi kabul etmiyorlar. Türk tarafı Mayıs’a kadar yapılacak görüşmelerde mutlaka kendi tezini ortaya koymalı ve Plan üzerinde istediği değişiklikleri başta AB olmak üzere herkese anlatmalıdır. Örneğin Kuzey’de yerleştirilmek istenen Rumlarla ilgili madde. Unutulmamalıdır ki Annan Planı’nın ilk taslağında bu konu çok daha rahatsız edici idi ve itirazlar üzerine çok daha farklı bir şekil aldı.

Sanıyorum bu konuda istediğini yapabilen bir Kıbrıs Türk tarafı ve Ankara büyük bir başarı kazanmış olacaktır. Yine Unutumamalıdır ki bugün hala uluslararsı hukuk Türkiye’yi Kıbrıs’ta işgalci olarak kabul etmekte ve Kıbrıslı Rumları Kıbrıs Cumhuriyetinin yasal temsilcisi olarak kabul etmektedir.

Bazıları bu gerçeği umursamayabilir ve 30 yıldır olduğu gibi bildiğini okuyabilir. Bunda da doğruluk payı da olabilir.

Ancak bir kez daha tekrarlamakta yarar vardır.

Türkiye AB’ye girmek istiyor ise Kıbrıs sorununu çözmek zorundadır. Annan Planı ise bu çözüm için ideal bir zemin yaratmaktadır. Annan Planını kabul etmeyenler 1 Mayıs’tan sonra başlarına neler geleceğini bilmelidirler ve bunu hem Kıbrıslı Türklere hem de Türk halkına açıkça anlatmak zorundadırlar. Çünkü ilk kez Türkiye ve Kıbrıslı Türkler tüm geleceklerini ilgilendiren tarihi bir karar almak durumandadırlar.

Artık herkes eski alışkanlık ve komplekslerinden vazgeçmeli ve var olan ve olacak durumların alternatiflerini sunmalıdır.

Gönül isterdi ki Kıbrıslı Türkler istedikleri ve hak ettikleri haklarını elde etsinler. Ancak bugünün koşullarında Annan’ın sağladığı haklardan daha fazlasını hiç kimse vermeyecektir. Annan’ı ikna edip daha fazla şeyler almak ise bugün seçimden zaferle çıkmış olanların becerisine kalmıştır.

Tabii ki bu arada Ankara’nın diplomasisine de.

Nasıl olsa hala garantör ülke olarak kabul edilen Türkiye henüz bu konuda son sözünü söylemiş değil.

Dün yapılan seçimlerden sonra AK parti hükümeti için bu çok daha kolay olacaktır!

Tabii gerçekten AB’ye girip ABD’nin 50 yılllık geleneksel etkisinden kurtulmak istiyorasa!!

You may also like...