Kıbrıs’taki Türkiye seçimleri !

İki gündür Kıbrıs’tayım… Sık sık geldiğim bu adada ilk kez böyle bir heyecan görüyorum. Kime sorarsanız bu seçimlerin yalnız Kıbrıs için değil aynı zamanda Türkiye için de çok önemli olduğunu söylüyor…

Belki de bu önemden dolayıdır ki; bir çok Türkiyeli adaya gelmiş. Bazıları muhalefetten yana ama çoğunluk, var olan iktidardan, yani Erdoğan’ın deyimi ile statükodan yana.

Bunların amacı Annan Planını bir çözüm zemini olarak kabul eden muhalefet partilerinin zaferini engellemek.

Muhalefete göre de bunların gerçek amacı Türkiye’deki konumlarını kaybetmemek. Yani bunlar yalnız Kıbrıs’taki statükoyu kırmayı değil, aynı zamanda Türkiye’deki statükonun devamını savunuyorlar.

İşte bu nedenle Erdoğan’ın söylediği her cümle burada çok önemseniyor. Hatta AK Parti’nin seçim propagandasını üstlenen Erol Olçak’ın UBP seçim kampanyasını yürütmesi bile bir tavır olarak algılanmakta. Bu, bazılarını şaşırtmaktadır.

Çünkü Erdoğan, daha başbakan olmadan önce bile Kıbrıs sorununun Annan Planı çerçevesinde çözülmesinden yana olduğunu söylemişti. Daha sonra Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül de bu yönde bir çok demeç verdi.

Ancak ne olduysa daha sonraki günlerde oldu, Erdoğan farklı tavır sergilemeye başladı.

Bir yandan statükodan yana olmadığını söylüyor, öbür yandan da ‘ver kurtul’cu olmayacaklarını vurguluyor.

Oysa ne Annan Planı ne de AB ‘ver kurtul’ demiyor.
Söylenen şey ‘gelin bu sorunu birlikte çözelim’.
Yani Türkiye, Yunanistan, Kıbrıstaki Türk ve Rumlar…
Ve bu arada eski garantör ülke İngiltere…
Peki nasıl çözülecek bu sorun?

Elbette konu ile ilgili birçok detay var. Ancak Annan Planı’na göre adada yeni bir konfederal bir devlet kurulacak ve bu devlet birleşik olarak Avrupa Birliğine girecek. Bunun için de hem Kıbrıslı Rumlar hem de Kıbrıslı Türkler tavizler verecek.

Seçim kampanyası sırasında tüm partilerin söylediklerinin abartılı olduğunu belirterek bu seçimlerin gerçekten kader seçimi olduğunu hatırlatalım. Çünkü bu seçimlerin sonuçları yalnız Kıbrıs sorununu etkilemeyecek, aynı zamanda Türkiye’nin AB yolunu ya açacak ya da tümüyle tıkayacaktır.

Başka bir deyimle, seçimde muhalefet kazanırsa Ankara’nın manevra ve pazarlık olanakları artacaktır. Yok eğer var olan partiler iktidarlarını sürdürürlerse, Türkiye kendi içinde olan güçlerin de baskısıyla çözüm yönünde ciddi bir adım atamayacaktır. Bu ise Erdoğan’ın yalnız AB hesaplarını değil aynı zamanda ülke içindeki bazı dengelerini de etkileyecektir.

Çünkü Kıbrıs sorunu çözülmeden AB kesinlikle Türkiye ile üyelik görüşmelerine başlamayacaktır. Kimse kimseyi oyalamasın ve kandırmasın.

AB’den uzak kalan bir Türkiye ise kendi içindeki geleneksel güç merkezlerinin de etkisi ile daha fazla Amerika’ya yanaşmak zorunda kalacaktır. AB’den koparılmış ve bölge ülkeleriyle stratejik ilişkiler geliştirememiş bir Türkiye’yi Amerikalılar çok daha kolay ve istedikleri şekilde kullanabileceklerdir.

Bu ise, Türkiye’nin tüm geleceğini riske edecektir.

Peki Erdoğan ne yapmalı?

Elbette Kıbrıs Türk halkı kendi özgür iradesiye, kendi yöneticilerini seçecek ve seçmelidir. Hiç kimse gerekçesi ne olursa olsun halkın iradesine ipotek koymamalı ve Kıbrıs Türk halkının sağduyusuna güvenmelidir…

Unutulmamalıdır ki; çözüm olsa da olmasa da orada hep Kıbrıslılar yaşayacaktır.

Kıbrıslı Türkler bugün sandıklara giderek ne istediklerini söyleyeceklerdir.

Ya var olan durumdan memnun olduklarını söyleyip bunun devamından yana oy kullanacaklar, ya da yeni bir yaşam için yeni heyacanlar arayacaklardır.

Elbette her iki seçenekte de risk ve sürprizler vardır ve olacaktır.

Ancak topraklarında 40’ı aşkın kumarhane barındıran Kıbrıslılar bu kez son kumarlarını oynayacaklardır!

Çünkü çözümden yana oy kullanıp KKTC’yi AB’ye sokarlarsa, o zaman kumarhaneler de kapanacaktır!

You may also like...