Kim ve neden yaptı!!

Dün okumanız gereken bu yazıyı bugüne bıraktım. Amacım duygusallıktan kurtulup daha sakin bir şekilde yazdıklarımı birkaç kez okuyup sizlere sunmaktı.. Çünkü olay çok ilginç ve bir o kadar karmaşık!! Birileri yıllardır çok iyi korunan iki sinagoga bombalı saldırılar düzenlemişti.. Hemen gözler başta El-Kaide olmak üzere ‘İslamcı terör örgütlerine’ çevrildi.. Oysa Yahudi ve İsrail kurumları ilk kez hedef seçilmiyordu Türkiye’de!!

Hatırlayanlar bilir bu kurumlar ilk kez 1970’li yıllarda saldırılara uğramıştı. O dönemde İsrail Başkonsolosu, Mahir Çayan ve Deniz Gezmiş’in arkadaşları tarafından kaçırılarak öldürülmüş ve İsaril Havayolları ElAl büroları havaya uçurulmuştu. Daha sonra da Yahudi işadamları kaçırılıp öldürülmüştü..

1986 ve 1992’de de Neve Şalom ve yanlış hatırlamıyorsam başka bir sinagog hedef seçilmişti. Önce Filistinliler daha sonra da sözde Hizbullahçılar tarafından.. Bu arada işadamı Jak Kamhi’ye suikast düzenlendi, Üzeyir Garih ise çok karmaşık ve henüz aydınlanmamış ve örtbas edilmiş bir cinayete kurban gitmişti. Yalnız son haftalarda birçok Yahudi işadamı da karanlık bir şekilde öldürülmüştü.

Neve Şalom’a gelince bu sinagog uzun bir süredir çok sıkı bir şekilde korunuyordu. Hem Türk polisi hem de Yahudi cemaatinin görevlendirdiği özel timler tarafından ..

Geçtiğimiz Nisan ayında da İstanbul’a gelen İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav da bu sinagoga gelerek bir ayine katıldı ve burada yaptığı siyasi konuşmada tüm Arap ülkelerini tehdit etti.

Gelelim önceki günkü saldırılara..

Acaba kim ve neden yaptı?

Bu sorunun yanıtını bulmak için öncelikle zamanlamasına bakmak lazım ..

1-Türkiye, bir yıldır ‘İslami geçmişi olan’ bir parti tarafından ve çok istikrarlı bir şekilde yönetiliyor.

2-Bu parti iktidara geldiği günden itibaren İsrail’e mesafeli durmaya özen gösterdi.

3-Türkiye, Amerika ile birlikte Irak’a saldırmadı ve komşusunu işgal etmedi.

4-Türkiye, Irak’a asker göndermedi.

5-Tüm ısrarlara rağmen Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül, İsrail’i ziyaret etmediler.

6-Türkiye, yine tüm ısrarlara ve baskılara rağmen İsrail ve Amerika’nın bölgesel işbirliğine yanaşmadı. Bununla yetimeyen Türkiye, başta Suriye olmak üzere komşu Arap ve Müslüman ülkleri ile işbirliğine girişti ve Tel Aviv ve Washington’u kızdırdı.

7-Son haftalarda birçok Türk yetkilisi, İsrail’in Irak ve Kuzey Irak’taki faaliyetlerine dikkat çekerek bu faaliyetlerin Türkiye’nin ulusal çıkarlarını tehdit eder düzeye geldiğini ısrarla belirtti.

8-Son olarak, Başbakan Erdoğan kendisi ile Ankara Esenboğa’da bulşmak isteyen İsrail Başbakanı Şaron’a ‘kusura bakma zamanım yok’ dedi.. Bu ise önceki günkü saldırılardan tam 10 gün önceydi..

Şimdi tüm bunları yapmış bir Türkiye’yi hangi ‘İslami terör’ örgütü ve neden hedef seçsin!! El-Kaide şimdiye kadar hiçbir İsrail ve Yahudi hedefine saldırmadı. Aynı şeyi Kuzey Irak’ta bulunan Ansar El-İslam da yapmadı.. Ayrıca ‘olağanüstü bir zeka gerektiren’ 11 Eylül saldırılarını gerçekleştirmiş (!) El-Kaide, İstanbul’daki eylemi bu şekli ile gerçekleştirmezdi. Üstelik, ölecek insanların büyük bölümünün Müslüman olacağını bile bile!!

Hem de Müslümanlar’ı hedef alan son Suudi Arabistan saldırılarından bir hafta sonra.. Kaldı ki El-Kaide; Suudi olayı ile hiçbir ilgisinin olmadığını açıklamıştı. Ayrıca İstanbul saldırılarını örgütleyecek kadar ‘becerikli’ olanlar acaba neden bunu İsrail konsolosluk veya elçiliklerine karşı yapmadılar!!

Peki bu eylem kimin işine yarar ?

1-Kural olarak bu tür eylemlerede her zaman ‘kimin eli kimin cebinde’ belli olmaz .

2-İsrail, bundan 1-2 hafta önce bu saldırıların olabileceğini Ankara’ya bildirmiş.. Bunu bilen İsrail sinagoglar çevresinde kendi yöntemleri ile neden tedbir almadı!

3-Geçen ay 15 Avrupa ülkesinde yapılan kamuoyu araştırmasında, Avrupalılar’ın (yani Hıristiyanlar’ın) % 60 İsrail’i dünyanın en tehlikeli ülkesi olarak gördüklerini söyledi. Peşinden Amerika geliyor..

4-Son aylarda başta Fransa olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde İsrail ve Yahudi kurumlarına yönelik farklı saldırılar düzenleniyor. Tüm bunlar İsrail’in imajını sarsıyordu.

5-İstanbul’daki eylem (buna benzer eylemler başka yerlerde de beklenmeli) İsrail’i bu imaj erozyonundan kurtarabilirdi.

Üstekik bu erozyon Türkiye’de çok daha fazla yaşanıyordu.

Bunun AK Parti hükümeti ile ilgisi yoktur. Bunun tek bir nedeni vardır o da özellikle son üç yılda İsrail’in Filistin halkına karşı uyguladığı insanlık dışı terör politiklarıdır…

Başbakan Ecevit bile dayanmayıp bundan iki yıl önce İsrail’i ırkçılıkla suçlayıp Filistin halkına karşı soykırım uyguladığını söylemişti.

Bazılarına göre, Ecevit’in iktidardan düşürülmesinin temel nedeni bu söylem idi..

6-Son üç yıldır ve kurulduğu tarihten bu yana İsrail ilk kez dışardan göç alamaz oldu. İsrail medyasına bile yansıyan haberlere bakılırsa, özellike Doğu Avrupa ülkelerinden İsrail’e göç eden Yahudiler tekrar ülkelerine dönmeye başladılar.

Dolayısıyla İstanbul eylemi, dünyadaki Yahudiler’i tekrar İsrail’e göç ettirmeye itebilir. İkinci Dünya Savaşı öncesinde, sırasında ve sonrasında gerçekleştirilen benzer saldırılarla Yahudiler İsrail’e göç etmeye teşvik edilmiş ya da zorlanmıştı.

7-İsrail bu eylemleri fırsat bilerek hemen Türkiye’ye çengel attı. İsrail Dışişleri Bakanı Silvam Şalom, apar topar İstanbul’a gelerek ‘özgürlük ve demokrasi düşmanı redikal güçlere’ karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiğini tekrarlayıp durdu.

İşte bütün olup bitenleri bu çerçevede değerlendirebilirsiniz..

İsrail ve Amerika,Türkiye’yi yeniden yanlarında görmek istiyorlar..

Peki bunun için İstanbul saldırılarını yapmış, yaptırmış veya dolaylı-dolaysız katkıda bulunmuş olabilirler mi!

Bu soruya şimdilik evet demek için henüz erken. Ancak sonuçta bu eylem kimin işine yarıyor diye bakmak lazım!!

Ama unutulmaması gereken temel bir olgu var.. Terör denilen belanın kaynağında bu iki ülke var.. Amerikalılar, 1948’de Filistin toprağında bir İsrail devleti kurdurmadan önce, hiç kimse ‘radikal İslam’ın ne olduğunu bilmezdi.

Bu kavram başta Amerika olmak üzere ‘Haçlı zihniyetli’ Batı tarafından hem ideolojik hem de siyasi olarak bizlere zorla kabul ettirilmek istenmektedir.. Başlangıçtan itibaren Amerika ve bölgedeki işbirlikçileri tüm ‘radikal’ İslamcı grupların arkasında olmuştır. Bölgemizdeki tüm belaların kaynağında Amerika ve İsrail vardır..

Çok daha basit bir mantıkla şu soruyu sorabiliriz..

Hep Amerika, İsrail ve Yahudi kurumlarını hedef alan ‘radikal İslamcı teröristler’ ve onlardan önce radikal solcular acaba neden başka ülkelerin (Örneğin Fransa, Rusya, Çin,Tanzanya, Kore, Meksika vb) ve dinlerin (Hindular’ı, Hıristiyanlar’ı vb) hedeflerine saldırmamaktadırlar!!

You may also like...