Mahatir Muhammed ve AKP

Son iki haftada uluslararası politikada çok ilginç bir tartışma devam ediyor. Hemen hemen tüm dünya basını bu tartışma ile ilgilenirken her nedense Türkiye medyası bu tartışmaları neredeyse görmemezlikten geliyor.

Peki konu neydi?

Malezya’da yapılan son İslam Konferansı toplantısında Başbakan Mahatir Muhammed önemli bir konuşma yaptı. Muhammed ‘İslam aleminin içinde bulunduğu olumsuz duruma’ dikkat çekerek ‘Müslümanların da Yahudiler gibi çalışması gerektiğini’ söyledi. Muhammed ‘bir avuç Yahudinin dünyaya hakim olduğunu ve Yahudilerin BM dahil hiç kimseyi takmadıklarını’ da söyleyerek ‘uluslararası ilişkilerde yeni yaklaşımların gereğine’ dikkat çekti..

Amerika ve İsrail yönetimleri ile bu iki ülkenin medyası kıyameti kopardı. Tel Aviv ve Washington, Mahatir Muhammed’e tehditler savurdu ve onu Yahudi düşmanlığı yapmakla suçladı. Avrupa ülkeleri ise tepki göstermelerine rağmen suçlama ve saldırma dozlarında daha dikkatli davrandılar.

Avrupa Birliği ise ortak bir bildiri yayınlamaktan kaçındı.

Bildiriyi engellemekle suçlanan Fransa, İsrail ve Amerikan saldırıları ile karşı karşıya kaldı… Amerikan Senatosu, yeterince tepki vermediği gerekçesiyle Avrupa Birliği’ni suçlayan bir karar tasarısı onayladı.

Ancak bütün bu tartışmalar yapılırken hiç kimse Mahatir Muhammed’e durup dururken neden böyle bir tartışmayı başlattığını sormadı veya en azından bunu merak etmedi.

Oysa bakın Mahatir Muhammed bu sözlerini söylemeden bir kaç gün önce Amerika’da neler olmuştu:

BM Genel Kurul toplantısına katılan İsrail Dışişleri Bakanı Silvan Şalom burada yaptığı konuşmada bakın ne diyordu:

‘İsrail devletinin kurulduğu 1948’den bu yana Genel Kurul aleyhimize 75 karar tasarısı kabul etti. Biz bu kararları elimde gördüğünüz bu kitapta topladık. Ancak yine gördüğünüz gibi bunların hiç birini de uygulamadık. Bu nedenle bu anlamsız kararları almaktan vazgeçin ve İsrail gerçeğini olduğu gibi kabul edin’…

Şalom’un bu konuşmasından bir kaç gün sonra bu kez Amerikan medyası, Amerikan Dışişleri Bakanlığında Savunma ve İstihbarat işleriden sorumlu Müsteşar Yardımcısı William Boykin’in sözlerini manşertlere taşıyordu.

Boykin ‘Benim ilahım gerçek, müslümanların ilahı ise sahtedir. Çünkü o bir puttur’ demişti..

General Boykin’in bu ve buna benzer sözleri Amerika’da birçok Siyonist-Haçlı çevreleri mutlu etmişti..

Arap ve Müslüman ülkelerin tepkisini toplayan Boykin, bu tepkilerden mutlu olurcasına bakın daha neler söyleyecekti:

‘Kendi kendimize hep soruyoruz. Bu radikal müslümanlar neden bizden nefret ediyor? Ben bunun neden olduğunu biliyorum. Çünkü biz Hırıstiyanız. Çünkü bizim özümüzde ve kökümümzde Yahudi-Hırıstiyanlık vardır. İşte bu nedenle biz İsrail’e karşı olan sorumluluklarımızdan vaz geçemeyiz. Çünkü bizim kökümüz oradadır ve bizim dinimiz Yahudilikten gelmektedir.’

Başlangıçta, Amerikan yönetiminden hiç bir tepki almayan General Boykin kiliseleri de dolaşarak bu söylemlerini sürdürüyordu. Bu ise, Türkiye hariç birçok Arap ve müslüman ülkesinde ciddi tepki ve tartışmalara neden oluyordu. Bunun üzerine yönetim Boykin hakkında soruşturma açtığını ilan etti.

Açıp açmadığını bilmiyoruz ama, Amerikan medya çevreleri Boykin’in bu söylemlerine hala sahip çıkıyor.

Aynı çevreler Mahatir Muhammed’e karşı da saldırılarını sürdürüyor. İsrail ve İsrail yanlısı Amerikan çevreleri ise Malezya’ya karşı sert siyasi ve ekonomik tedbirlerin alınması istiyor.

İslam Konferansı dönem başkanlığını üstlenen Mahatir Muhammed ve Malezya’yı hedef alan bu saldırıların nereye varacağını hep birlikte göreceğiz.

Ancak Amerika’da, Avrupa’da ve islam dünyasında bunlar olurken her nedense Türkiye’de herkes bunlara karşı ilgisiz kalıyordu.

Bazıları da bununla yetinmeyerek geleneksel tavırlarını sürdürüyorlardı. Yani İsrail propagandasını…

Bunu da dışişleri eski bakanlarından Sayın İlter Türkmen’in Cumartesi Hürriyet’teki yazısından öğreniyoruz. Sayın Türkmen bu yazısında bir düşünce kuruluşunun daveti üzerine İstanbul’a gelen İsrailli bir profesörün söylemlerini aktarıyordu.

Bu profesöre göre ‘Filistin sorunu artık çözülemez. İşgal altındaki Filistinlilere gerekiyorsa daha fazla ıstırap vererek onlardan kurtulmalı ve İsrail vatandaşı olan bir milyon Filistinli Arap sınırdışı edilmeli. İsrail şimdi her zamandan daha kuvvetli, çünkü ABD dünyanın hegemonu olarak yeni Roma olmuştu. Amerika 11 Eylül’den sonra bütün gücünü kullanmak azmindedir. İster Cumhuriyetçiler, ister Demokratlar iktidarda olsun ABD, İsrail’i sonuna kadar destekleyecektir. Arap dünyası battıkça batıyor, Avrupa’nın ise hiç bir ağırlığı kalmadı. ABD’nin Suudi Arabistan’ın petrol üreten bölgelerini işgal etmesi bile gündemdedir. İsrail 1981’de Irak nükleer tesislerini vurduğu gibi icap ederse İran’ın nükleer tesislerine de saldırabilir. İsrail, Irak’taki Kürtleri desteklemiyor, fakat İsrail’de Kürtlere karşı geleneksel olarak büyük bir sempati duyulduğu bir gerçektir. Türkiye’ye gelince, İsrail’in müttefiği sayılmalıdır.’ Sayın Türkmen; profesöre bu tür radikal görüşlerin İsrail’de ne kadar destek gördüğü sorulduğunda ‘ezici bir çoğunluk’ cevabını verdiğini söylüyor ve hayretler içinde İsrail’in eski Meclis Başkanı Avraham Burg’dan bir alıntı ile yazısını bitiriyor.

Burg “İsrail bugün bir yolsuzluk, zulüm ve adaletsizlik temeline oturmuştur” diyor.

Çok yakından tanıdığım ve engin bilgi ve deneyimleri ile insani değerlerine her zaman saygı duyduğum Sayın Türkmen son bir uyarı da yapmadan edemiyor:

‘Böyle bir İsrail ile ilişkilerimizi ikili düzeyde sürdürelim, ama buna bir bölgesel ittifak ve stratejik ortaklık boyutu veya görüntüsü vermekten özenle kaçınalım.’

Sanıyorum, eski ve değerli bir Dışişleri Bakanı olan Sayın Türkmen, bu uyarısını İsrail yanlısı bazı çevrelere değil de bu konuda duyarılı olduklarına inandığımız AK Parti liderlerine ve hükümetine yapmaktadır!!

You may also like...