Perşembenin gelişi!

11 Eylül 2001 olayları sonrasında, 2002’nin nasıl geçeceği belliydi. Dünyanın çivisi çıktı ve Amerika her yerde istediğini yaptı. Amerika, Afganistan’ı işgal etti ve ondan cesaret alan Şaron binlerce Filistinli çoluk çocuğun canına kaydı.

İşbirlikçi Arap yönetimler ve benzerleri sesini çıkaramadı..

Amerika ile başını belaya sokmak istemeyen Avrpalılar ise seyirci kalmayı tercih ettiler..

2002, 2003’te olacakların işaretini vermişti..

Tüm gözler Irak’a yönelmişti..

Başkan Bush ve Yahudi lobisinin kurmayları bu ülkeyi işgal etmeye kararlıydılar..

Bildiğimiz yalan kampanya ile bu işgal operasyonu 21 Mart 2002’de başlayıp 9 Nisan’da Bağdat’ın düşüşü ile tamamlandı.

Hep söyledim…

Irak’ın işgal edilmesi bir sürecin tamamlanması değil, başlamasıdır.

Irak’ın 2004’te istikrara kavuşacağını sananlar veya bekleyenler yanıldıklarını pek yakında göreceklerdir.

Amerikalılar Irak’a istikrar için değil, tam tersine buradaki karmaşık yapıyı daha da hassas bir hale getirerek bir süre daha Ortadoğu coğrafyasındaki egemenliğini pekiştirmek istiyor.

İşte bu nedenle 2002, 2003’ün işaretini nasıl verdiyse, 2003 de 2004’te neler olacağını gösteriyor.

2004 ise yalnız 2005’in değil, belki de 21. yüzyılın Ortadoğusunun şekil ve şemasını belirleyecektir.

Amerikalılar salt Saddam’dan kurtulmak için Irak’ı işgal etmediler. Amerika spor olsun diye bu ülkeye 150 bin askerini göndermedi. Amerika, Irak halkını çok sevdiği için ona demokrasi ve özgürlük getireceğini sananlar yanıldıklarını göreceklerdir.

Bu emperyalizmin doğasına ve mayasına aykırıdır..

İşte bu nedenle Amerika’nın bölge politikalarına hep kuşku ve endişe ile baktım. Ve tersi kanıtlanıncaya kadar bakmaya devam edeceğim ve karşısında olacağım..

Ortadoğu’da ve Arap aleminin tam ortasında İsrail devletini yaratan bir Amerika’nın insanlaşabileceğini sananlar acaba neden bu ülkenin son 55 yıllık bölgeye yaşattıklarına bakmıyorlar?

Arap ve islam âleminde olup biten her şeyden (mutlak olarak) İsrail ve Amerika sorumludur.

Birileri çıkıp diyebilir ki: bu Arap ve müslümanlar da adam olmuyorsa Amerika ve İsrail ne yapsın!

Bunu söyleyecek olanlar öncelikle kendilerinin de adam olmadığını peşinen kabul etmelidirler.

55 yıldır bölgede egemen olan tüm faşist, dikta ve anti demokratik yönetimlerin ve tüm askeri darbelerin arkasında hep Amerika olmuştur. Benzer şekilde birçok ülkede yaşanan iç savaşlar, komplolar, suikastlar ve benzeri karanlık eylemlerin bir yerinde ya CİA ya da Mossad’ı bulabilirsiniz..

Bu geçekleri öğrenmek için günlük gazeteleri okumak bile yeterlidir.. Ama bu gerçekleri görmek istemeyenler, herkesin bembeyaz olarak gördüğü tabloya kapkara demeye devam ediyorlar..

İbrahim Çallı’nın dediği gibi: ‘Onlardaki bu kadar cehalet ancak tahsil ile mümkündür’..

Belki de öyle cahil(!) kalmaları veya kendilerini öyle göstermeleri onlardan istenmektedir.

Tehlikeli ve aynı zamanda zavallı olan bu cahiller olmadan Amerika hiç bir planınını gerçekleştiremezdi..

Ama zaman zaman bunlara da rağmen Amerika her istediğini yapamamaktadır.

Üçüncü yılına giren işgale rağmen Amerika Afganistan’da istediğini gerçekleştirememiştir. Irak’ta ise durum hiç bir zaman Amerikalıların istediği şekliyle dört dörtlük olmayacaktır.

55 yıldır siyonist plan ve hedeflerini gerçekleştiremeyen İsrail işi giderek zorlaştırmaktadır. İsrail’de yapılan tüm siyasal, ekonomik, sosyal ve psikolojik araştırmaların sonuçlarına bakanlar bu gerçeği net olarak göreceklerdir.

ABD destekli, İsrail’in tüm terörist yöntemlerine, Arap ülkelerindeki işbirlikçi yönetimlerin ihanetlerine ve cahil bilgelerin tüm yalanlarına rağmen Filistin halkı direnmektedir.

Filistin halkının direnişi, tüm bölge ve Arap halklarının moralini yükseltmektdir.

Ne kadar uzarsa uzasın her zifiri karanlık gecenin mutlaka aydın bir sabahı olacaktır.

Büyük Üstad Çetin Altan’ın deyimi ile ‘enseyi karatmayalım’..

Herşeye rağmen ben, hep umutlu oldum ve öyle kalacağım.

Bu umut ile 2004’ü karşılamaya kararlıyım..

Bu gece hiç bir olumsuzluğu düşünmeyeceğim.. Amerikanın bizlere yaşatmak istediği o kapkaranlık dünyada ne kadar uzakta da olsa o aydınlık yarınları görmeye çalışacağım.

Ama aynı zamanda elimden gelen herşeyi yapacağım..

Ben bu aydınlığı göremezsem bile, gözlerim kapalı gitmeyeceğim..

Çünkü inanıyorum ki; benim ve hepinizin çocukları bu aydınlığı görecekleridir..

Bu inançla, 2004 yılınızın daha umutlu ve mutlu olması dileğiyle!

You may also like...