Saddam gerçeği!

13 Aralık’ta Amerikalılar Saddam’ı ele geçirdiklerini ilan ederek 30 saniyelik bir Saddam görüntüsnü yayınladılar.

Daha sonra da Saddam’ın nerede ve nasıl yakalandığı ile ilgili olarak başka görüntüleri hep birlikte izledik.

Bu konuda herkes bir şeyler söyledi , söylüyor.

Oysa çok karmaşık olduğuna inandığım bu konuda konuşmanın henüz çok erken olduğunu sanıyorum.

Çünkü Saddam’ın nerede, ne zaman ve hangi koşullarda yakalandığı konusunda bizlere sunulan bilgi ve görüntüler yeterli değildir. Bizlere gösterilen 30 saniyelik görüntüler belki de saatlerce çekilen görüntülerden özenle seçilmiş bir bölümdü. Amerikalılar psikolojik propaganda konusunda oldukça uzmandırlar.

Savaşın başlangıcında esir düşen kendi askerlerine bir iki soru soruldu diye kıyameti koparan Amerika, Saddam’ın kafasında bit aramada ve atların ağızlarını inceler gibi Saddam’ın ağzının içini bizlere göstermede hiç bir sakınca görmüyor.

Oysa Cenevre Sözleşmesi bu yapılanların hiç birine izin vermiyor.

Ama yapan Amerika ve kurban müslüman (Saddam’ın kişiliğinde tüm müslümanlar ve islam) olunca herşey serbest.

Zamanla tüm gerçekler ortaya çıkacaktır.
Hele bir Saddam’ı mahkemeye çıkartırlarsa!
İşte Saddam ile ilgili temel tartışma bu olmalıdır.
Bu konuda bundan sonra çok şey yazılıp çizilecek.

Ben kişisel olarak Amerikalıların Saddam’ı açık bir mahkemede yargılayabileceklerini sanmıyorum.

Bunu yapabilirlerse bu mahkeme büyük bir şenliğe dönüşür.

Yüzlerce Arap avukat Saddam’ı savunacaklarını daha şimdiden açıkladılar. Arap televizyonlarının mahkemeyi canlı olarak yayınlamalarına izin verilmesi durumunda müthiş bir anti-Amerikancı bir dalga yayılacaktır Arap ve islam aleminde.

İşte bu nedenle Amerikalılar veya onların yandaşı geçici Irak yönetimi Saddam’ı halka açık bir mahkemede yargılayamayacaklardır.

Tıpkı Noriega, Pinochet, Milosoviç ve Şaron’a yaptıkları gibi.

Manuel Noriega, Amerikalıların darbe ile işbaşına getirdiği bir general. Noriega yıllarca Amerikanın Latin Amerikadaki çıkarlarına hizmet etti. Daha sonra Amerikalıların hem kendi halkını hem de Latin Amerika halklarını nasıl sömürdüğünü ve yok ettiğini gören Noriega, Küba lideri Kastro’ya göz kırpmaya başladı. Bunu farkeden CİA ve Pentagon 22 Aralık 1989’da Panama’ya bir operasyon düzenleyerek Noriega’yı eroin mafyası ile ilişki kurmakla suçladılar ve onu alıp Amerika’ya götürdüler. Noriega’nın, Amerikanın tüm pisliklerini anlatabileceğini bilen Amerikan yönetimi Panamalı diktatörü gizli bir mahkemede ömür boyu hapse mahkum ederek dosyayı kapattı. Şimdi ise hiç kimse bir zamanların Amerikaya hizmet eden ve halkına zulm eden diktatör Noriega’yı hatırlamıyor.

Agusto Pinochet ise, halkın oyu ile seçilen Salvador Allende’ye karşı bir darbe düzenleyerek onu öldürmüş ve yıllarca Şili halkına kan kusturmuş faşist bir general idi. CİA ise her aşamada Pinochet’ye yardımcı oluyordu. Binlerce insan öldürüldü, binlercesi kayboldu, on binlercesi işkencelerde sakat bırakıldı. Pinochet’nin yaptıkları Amerikan filmlerine bile konu oldu.

Ancak Pinochet, bir İspanyol savcının talebi üzerine İngiltere’de yakalanınca Amerika kıyameti kopardı ve her türlü yola baş vurarak Pinochet’yi Şili’ye kaçırdı. Pinochet, Londra’da yargılansaydı neler neler anlatacaktı!

Milosoviç ise, onbinlerce Bosnalı müslümanın katilidir. Üstelik başta Amerika olmak üzere tüm dünyanın gözü önünde ve rızası ile. Milosoviç, Saddam ile işbirliği yapınca işler değişiyor.

Bosna halkının katliamına ses çıkarmayan Amerikalılar Kosova hedef alınınca Yugoslavya’yı bombaladılar. 1 Nisan 2001’de Yugoslav hükümeti Milosoviç’i bir milyar dolara Amerikalılara sattı. Uluslararası özel bir mahkemeye çıkarılan Milosoviç Amerikan medyasında haber bile olmuyor artık. Nasıl olsa öldürdüğü on binlerce insan müslüman idi.

Şaron’a gelince.

O da Sabra ve Şatilla’da ünlenen bir katildir. Belçika yasaları ve savcıları onu arıyordu. Şaron da korkusundan ne bu ülkeye ne de herhangi bir AB ülkesine gidemiyordu. Görev ABD’ye düşmüştü.

Belçika hükümetine her türkü baskı, şantaj ve tehdit uygulayan Başkan Bush, geçtiğimiz yaz başlarında Şaron ile ilgili Belçika yasalarını değiştirtti. Böylece Şaron rahatladı ve öldürdüğü ve her gün öldürmekte olduğu binlerce Filistinli insanın hukuk önünde hesabını vermekten kurtuldu.

Şaron tarafsız bir mahkemede sorgulanıp yargılansaydı belki de işlediği tüm cinayetlerin Amerikalılar tarafından nasıl desteklendiğini ve siyonizm ile Amerikan emperyalizmi arasındaki kan bağını tüm detay ve incelikleriyle anlatacaktı.

Ama olmadı.

Umarım Saddam Hüseyin açık bir mahkemede yargılanır ve bildiklerini anlatır.

Saddam’da birazcık yurtseverlik varsa (veya kaldıysa) bunu yapar.

Bunu da beceremeyecek kadar korkak veya kendini satmış ise o zaman ondan çeşit çeşit sürprizler bekleyin!

Bakarsınız bir de gelip Popstar yarışmasına bile katılabilir!

Bizim de kendisine o zaman bir çift sözümüz olacak!

You may also like...