Sakalım olsa … Keşke sakalım olsa !

Sakalım olsa, köşelerinde Amerikan tıraşı yapan ve nedense hepsi de erkek meslektaşların karşısına geçip sıvazlayacağım. Sıvazlarken de soracağım kendilerine: “N’aber sayın stratejisler? Kim haklıymış Irak’ta? Ne zaman özür dilemeyi düşünüyorsunuz, fos çıkan öngörüleriniz için?

Hani nerede sizin silindir Amerika? Hani Irak’ı dümdüz ettikten sonra Türkiye’den tezkere hesabı soracaktı? Kim alıp veriyor şimdi hesabı? Kimmiş bakiim, hiçbir gücün karşı koyamayacağı dünya patronu? Irak’ta kim kazanıyor, kim kaybediyor savaşı? Ne zaman teşekkür edeceksiniz Türkiye’yi bu belaya bulaşmaktan alıkoyanlara?”

Hiç bu kadar eksikliğini duymamıştım, sevgili okurlar, KÖSE ZEKA’lara karşı sıvazlanacak bir sakalın… Adamlar nato mermer, nato mermer, daha doğrusu berber: Sakalları var, ama köse beyinleri içte ve dışta, her konuya Amerikan tıraşı kesiyor. Ve her tıraşta çuvallıyorlar. İkinci tezkerenin reddi Türkiye’ye prestij kaybettierecek dediler, Türkiye prestij kazandı. Prestij kaybını, asıl üçüncü tezkerenin kabulüyle sağladılar: ABD istiyor diye göndermeye kalktıkları asker, ellerinde kaldı. Üstelik her defasında, suyuna girdikleri ve suyunda gittikleri ABD yalancı çıkardı hepsini. Her defasında, ABD yarım bıraktırdı başladıkları tıraşı. Bunlardaki Amerikan tıraşı merakı, bizzat Amerikalılar’da bile yok. En vatansever Amerikalı’dan bile daha Amerikancı berberler!

Yukarda okuduğunuz satırlar, her zaman yazılarını zevkle okuduğum Mine Kırıkkanat’ın Radikal’daki son yazısından alınmıştır.

Türk medyasında hayretler içinde izlediğim birçok köşe yazarını Sayın Kırıkkanat, yukardaki satırlarıyla çok iyi anlatmaktadır. Bunlara ilaveten ben de bir kaç cümle yazmak istedim ..

Zaman zaman kendi kendime ‘acaba bu köşe yazarları kendi yazdıklarını okuyorlar mı’ diye sorar dururum..

Hatta televizyonlara çıkıp bol keseden laflarını savururken acaba ne dediklerini kendileri de duyuyorlar mı diye merak eder dururum .

Ama asıl beni hayrete düşüren şey bu köşe yazarlarının veya uzman geçinenlerin, bir gün (bazen bir hafta) önce yazıkları veya söyledikleri şeyleri bir gün veya bir hafta sonra unutmaları hatta tersini yazıp söylemeleridir.

Bu ise cehaletten kaynaklanmıyor ise, tam anlamı ile ilkesizliktir. Bu da çok tehlikelidir..

Yani düşünün ki ciddiye alıp yazılarını okuduğunuz veya televizyonlarda yorum ve değerlendirmelerini dinlediğiniz kişi, bir kaç gün sonra tümüyle farklı şeyler yazıp söylüyor..

Bana göre bu bireysel bir sorun olmaktan çok daha tehlikelidir. Ünlü ressam İbrahim Çallı’nın söylediği gibi onlardaki ‘bu kadar cehalet, ancak tahsil ile mümkündür’..

Gerçekten müthiş bir tesbit..

Eğer kasıtlı değilse bu yaptıkları, o zaman Türkiye gerçekten ciddi bir sorunla karşı karşıyadır..

Yıllardır bu kişiler bulundukları konumları itibariyle Türk insanlarını etkiliyor ve bir yerlere doğru sürüklemeye çalışıyorlar.. Onların bu cehaleti ve ilkesizliği kim ne derse desin toplumu etkilemektedir. Türkiye’de son 30-40 yıldır yaşanan tüm olumsuz olaylarda bu kişilerin rolü vardır.

Türkiye bugün birtakım sorunlar yaşıyorsa sözde aydın geçinen bu kişlerin büyük payı vardır.

Tıpkı son aylarda yaşanan olaylarda olduğu gibi..

Seçim öncesinde Erdoğan ve AK Parti’ye söylemediklerini bırakmayanlar, bugün her konuda hükümetin yanında olmaya özen gösteriyorlar.

Irak konusunda ise, durum daha farklı..

Çünkü işin içinde büyük patron Amerika var..Ve Amerika’nın söylediklerini Türkiye’ye ve Türkler’e kabul ettirmek bu kişilere düşmüştü.. Çok zor bir görev idi. Ancak yine de bu kişiler canla başla çalıştılar, ama mal kötü olduğu için müşteri bulamadılar. Ve sonuçta söyledikleri (belki de kendileri de inanmamıştı) hiç bir şey doğru çıkmadı ve Türkiye onların kurmak istediği tuzağa düşmedi..

Türkiye savaşta taraf olmadı. Olmdı da ne oldu ..

1-Türkiye sonsuza kadar komşusu olarak kalacak bir ülkeyi işgal etmedi ve komşusu bir halkı öldürmedi..

2-Türkiye, bugün Amerika’nın içinde çırpındığı pataklığa sürüklenmedi.

3-Türkiye, şu anda Amerikalılar’ın her gün karşılaştıkları asker cenazeleriyle karşılaşmıyor.

4-Türkiye, Amerikalılar’ın Iraklılar’ı bibirine kırdırma planlarının bir parçası olmadı.

5-Türkiye ve AK parti hükümeti Amerika’nın emir kulu olmdığını cümle âleme kanıtladı.

6-Türkiye ve AK Parti bu tavrı ile dünyanın her tarafında çok büyük bir onur ve prestij kazandı.

7-Bazıları için pek önemli olmayan bu prestij ve onuru Türkiye’ye hiçbir şey kaybettirmedi.

8-Hiç kimse merak etmesin, Amerika hiçbir zaman Türkiye’den vazgeçmeyecektir.Yani bizim köşe yazarları patronsuz kalmayacaklardır, ama son aylardaki başarsızlıkları nedeniyle biraz olsun gözden düşebilirler..

9-Amerika 10 veya 20 yıl da sürse işgali sona erdirip Irak’tan çekip gitmek zorunda kalacaktır. Türkiye ise Kürdüyle, Arabıyla,Türkmeniyle Irak’ın komşusu olarak sonsuza dek kalacaktır. Şu andaki doğru politikasıyla herkes Türkiye’ye saygı duyacaktır. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Yaşayan görecektir..

10-Ekonomik olarak da Türkiye kazanacaktır. Hiç bir ülke, Irak’a komşu olan Türkiye’nin mal ve fiyatları ile rekabet edemez. Bugün olduğu gibi bin yıl sonra da kendisiyle ve komşularıyla barışık bir Türkiye bu coğrafyada kalacak ve yalnız Irak’ta değil, tüm bölgede en şanslı ülke olacaktır.

Unutulmamalıdır ki; ülkelerin ve ulusların kaderi 1-2 aylık olayların sonuçlarıyla değerlendirilmez.Politika dediğiniz şey uzun vadeli ve sabır isteyen bir uğraştır. Devlet ve hükümetler ay sonu maaşını bekleyen memurlar gibi davranamaz. Yeter ki, Türkiye’yi yönetenler ve yönetmeye talip olan gençler bundan böyle bildik köşe yazarlarının ve sözde uzmanların söyledikleri şeylerin tam tersine inanıp aksini yapsınlar!!!

You may also like...