Tarih, onur ve vicdan !

Bundan 100 yıl önce siyonist lider Hertzel Sultan Abdulhamit’ten Filistin’i istediğinde beklemediği bir yanıtla karşılaşmıştı..

100 yıl sonra bugün de başta Filistinler ve Müslümanlar olmak üzere tüm dünya Sultan Abdülhamit’in bu yanıtını unutmamıştır!!

Tarih boyunca Türkler bu yanıttan onur ve kıvanç duymuş ve duyacaklardır..

….

Sultan Abdülhamit’in yanıtından hoşlanmayan siyonistler hem Abdülhami’ten hem de Osmanlı devletinden kurtulmak ve intikam almak için her yola başvurarak amaçlarına ulaştılar.

Tüm bu süre içinde İngilizler hep siyonistlerin yanındaydı..

İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında İngilizler’in yerini bu kez Amerikalılar aldı ve Müslüman Filistin toprağında siyonist bir İsrail devletinin kurulması için tüm olanaklarını seferber ettiler..

……

Dünyanın dört bir yanından Yahudiler’i toplayarak Filistin’e getiren Amerikalılar bunlara bir ‘devlet’ oluşturmak için her yola başvurdular..

Yani uluslararası bir meşruiyet aradılar!!

26 Kasım 1947’de BM Genel Kurulu’nu toplayan Amerikalılar bir Yahudi devletinin kurulması için oylama istediler..

Yani başkalarının toprağını başkalarına vermek için başkalarının onayını istediler..

Birinci oylamada çoğunluğu sağlayamayan Amerikalılar ertesi gün için 2.oylama istediler.. Ancak her türlü rüşvet, baskı, şantaj, tehdit yöntemlerine başvuran Amerikalılar yine de gerekli desteği bulamadılar.

Bir gün ara veren Amerikalılar çoğunluğu (13 ülke) Latin Amerika ülkesi olan üye ülkelere inanılmayacak düzeyde baskı ve tehdit uygulayarak 29 Kasım’da tüzüğe aykırı olarak 3. oylama yaptırarak gerekli çoğunluğu 1 oy farkla sağladılar ve Filistin toprağı üzerinde siyonist bir İsrail devletinin kurulmasını sağladılar..

Kurulduğu günden itibaren Amerikalılar’ın her türlü destiğine sahip olan ‘meşru’ İsrail devleti kendi aleyhinde BM Genel Kurulu’nda ve BM Güvenlik Konseyi’nde kabul edilen 200’ü aşkın kararlardan hiçbirini uygulamadı. Amerikalılar da en az 60 kez veto hakkını kullanarak kendi kurdurdukları ‘meşru’ siyonist İsrail devletini korudular.

55 yıl önce kurulan böylesi ‘meşru’ İsrail devleti şimdiye kadar 5 kez Araplar’la savaşa girişti (1948-1956-1967-1974-1982 ) ve bölgede ne kadar sorun varsa müsebbibi oldu..

Tüm bu savaşlarında arkasında Amerikalılar’ı bulan ‘meşru’ İsrail devleti yüzbinlerce Müslüman ve Hıristiyan Filistinli ve Arap’ın ölümüne neden oldu..

Bölgede belki de dünyada ne kadar bela yaşandıysa arkasında Amerikalılar’ın BM’de tehdit ve şantajlarla kurduğu ‘meşru’ İsrail devletini bulabilirsiniz!! Bu tesbit Irak sorunu için de geçerlidir!!

…….

Şimdi de aynı Amerikalılar benzer bir süreç ile 55 yıl önce İsrail olayında olduğu gibi Irak’ı da şekilendirmek istiyorlar..

BM Güvenlik Konseyi’nde Fransa, Rusya ve Çin’in veto tehdidi ile karşılaşan Amerika bu kez Konsey’in 15 üyesinin 9’unun oyunu alarak meşru olmayan savaşlarına göreceli bir ‘meşruiyet’ sağlamaya çalışıyorlar.

Ancak tüm rüşvet, baskı, şantaj ve tehditlere rağmen Amerikalılar bu amaçlarına ulaşamıyorlar..

Amerikalılar Denimarka’yı kolay ikna etmelerine ve Bulgaristan’ı da 25-30 milyon dolara satın almalarına rağmen düğer üyeler olarak Almanya’yı, Suriye’yi, kendilerinin işbaşına getirdiği Müşerref’i (Pakistan) faşist bir darbe ile liderini öldürttüğü Şili’yi, Baba Bush’un petrol şirketi Chevron’un sömürdüğü Meksika’yı, daha geçen yıla kadar solcu yönetimini devirmeye çalıştıkları Angola’yı, yıllardır iç savaşa sürükledikleri (Müslüman-Hıristiyan) Nijerya’yı futbol ve 35 milyonluk turizm yatırımlarla uyutmaya çalıştıkları Kamerun’ı bir türlü ikna edemiyorlar. Bunun üzerine bir yandan İngiliz hükümeti karışıyor ve Amerika’da da savaş karşıtlarının sesi giderek yükseliyor.. Bush ve Blair köşeye sıkışmış durumda.. Sıkıştıkça da Irak ile ilgili oylamayı erteliyorlar ve tehditlerine devam ediyorlar.. Bu da yetmeyince Bush ve Blair çıkıp Filistin halkına devlet verilmesi gerektiğinden söz etmeye başlıyorlar.. Amaçları ise Arap ve Müslüman ülkeleri kandırmak..

Sanki her gün 10-15 Filistinli’yi öldüren Şaron’a destek verenler onlar değilmiş gibi!!

Şimdi tüm bunlar olurken hâlâ bazıları çıkıp İkinci Tezkere’den söz edebiliyorlar..

Oysa tüm dünya Türkiye’den söz ediyor..

Türkiye ‘hayır’ demesiydi savaş çoktan çıkmıştı..

Türkiye’nin ‘hayır’ından güç alan ülkeler Amerikalılar’ın baskı ve tehditlerine dayanıyor..

Amerikalılar’ın ‘meşruiyet’ palavralarına direnen Türkler bugün tüm dünyada örnek gösteriliyorlar..

Bundan Erdoğan, Gül, Baykal ve onların vekilleri ne kadar öğünürlerse haklarıdır..

Bu tavırlarını devam ettirip vicdanlarının sesine kulak verdikleri sürece tarih onları ‘savaşı durduran onurlu insanlar’ olarak anacaktır..

Filistin denince Sultan Abdülhamit’ı andığı gibi!!

You may also like...