Teşhis ve tedavi – 3

Ağustos 1998’de Kenya’nın başkenti Nairobi’deki elçiliğin havaya uçurulması sonucu Bin Laden ile Amerika artık düşman olmuşlardı!!

Amerikalılar Bin Laden’den kurtulmayı, Bin Laden de kendisini kullanıp aldatan Amerika’dan intikam almayı kafasına koymuştu. 1998-2000 yılları karşılıkla hamlelerle geçti. Ekim 1999’da Amerikan destekli General Müşerref’in Pakistan’da askeri bir darbe ile iktidara getirilmesi ise Washington’un Bin Laden’den kurtulma kararlığının ilk ciddi işareti idi. Bu işareti iyi anlayan Bin Laden 11 Eylül’ün hazırlıklarına başladı!!

CIA ve daha birçok istihbarat örgütünden çok şey öğrenen ve zeki oldukları söylenen Bin Laden ve yardımcıları dünya terör tarihine geçecek eylemlerini başarıyla gerçekleştirdiler!!

Bu eylemlerle ilgili olarak çok şey söylendi ve söylenecek.. Söylenenlerin hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu tarih yazacak. Belki de bunları hiç kimse öğrenemeyeck..

Ancak 11 Eylül öncesi ve sonrasında yaşanan gelişmelere bakılarak bazı tesbitler yapılabilir .

Bunu yapmadan da ne teşhisi ne de tedaviyi doğru olarak yapamayız..

1-Amerikalılar 11 Eylül sonrasında yaptıklarının planlarını 11 Eylül’den çok önce hazırlamışlardı.

2-Amerikalılar Bin Laden’i kullanmak isteyip bunu başaramayınca, anlaşılan yine kullanmayı becerdiler!

Bin Laden ile yollarını ayıran Amerika, onu ve yandaşlarını kendisine karşı kışkırtarak hedefine varmayı başarabildi.

3-Amerikalılar, İsrail yanlısı ve İslam düşmanı geleneksel politikalarını daha belirgin bir hale getirerek Bin Laden ve benzeri kişi ve grupları kendine karşı sürekli kışkırttı.

4-Bin Laden ise, bilerek veya bilmeyerek oyuna geldi ve Amerikalılar’ın planlarına hizmet etti. 11 Eylül ile Amerikalılar büyük bir darbe yedi, ama Bin Laden, yandaşları ve tüm dünya Müslümanları büyük zarar gördü. Afganistan ve Irak’ın işgali bu zararların görünen bölümleridir.

Unutulmamalıdır ki; devletlerin ve ulusların tarihi 3-5 yıllık dönemlerin olayları ile yazılmaz..

Başkan Bush’un söylemi ile Haçlı Savaşı daha yeni başlıyor..

Bir zamanlar kendi desteklediği ‘radikal İslamcı’ örgütlerden kendi çıkarları için kullanacağını düşündüğü miktarda ve fason olarak ürettirdiği ‘terörist’leri bahane eden Amerika ve tabiî İsrail artık tüm İslam âlemine ve Müslümanlar’a karşı topyekün bir savaş ilan etmişti.

Kendisine hizmet eden Arap ve İslam ülkelerinin yönetimlerinin tersine Arap ve Müslüman halkların kendisinden nefret ettiğini gören Amerika, şimdi artık farklı bir silah aramaktadır.

Bir zamanlar İslam’ı ve İslamcı örgütleri komünist Sovyetler Birliği’ne karşı kullanan Amerikalılar, gerektiğinde bu örgütleri hem kendisinin hem de müttefiki İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek şekilde motive edip kullandılar. Cezayir ise buna son örnek olarak gösterilebilir. 1992’den sonra Afganistan’dan dönen İslamcı gençlere her türlü desteği veren Amerika bu insanları bu ülkedeki Fransız çıkarlarına karşı kullandı. Ancak bu tür kullanmalar zaman zaman başka ülkelerde de sürmesine rağmen, Amerikalılar bu kez iki farklı alanı denemeye hazırlanıyorlar.

İşte bu nedenle Afganistan ve Irak işgal edildi.

Afganistan’da fason olarak üretilen ‘radikal İslamcı’ grup ve kişiler dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Amerikalılar’ın da katkılarıyla ‘ölüm makinalarına’ dönüştürülen bu kişiler, daha sonra Bin Laden’in kendilerine öğrettiği gibi artık Amerika’dan nefret ediyorlar.

Amerika da bu insanların ve başkalarının kendisinden daha fazla nefret etmeleri için elinden geleni yapıyor. Arap ve Müslüman ülkelerdeki anti-demokratik halk düşmanı yönetimler desteklenmekte, İsrail’in Filistin halkına yönelik terörüne alabildiğine yardım edilmekte ve başta Amerika olmak üzere tüm dünyadaki Müslümanlar aşağlanmakta ..

Afganistan ve Filistin ile yetinmeyen Amerika, Arap ve Müslümanlar’ı daha fazla aşağılamak için bu kez Irak’ı işgal etti.

Irak’ın işgal edilmesi ise yalnız bu amaçla gerçekleştirilmedi. Yıllarca radikal ve radikal olmayan İslam’ı her vesile ile kendi çıkarları doğrultusunda başarıyla kullanan Amerikalılar, son 50 yıllık alışkanlıklarından kurtulmayı ve kendi kriterlerinde bir İslam yaratmayı amaçlıyorlar. Bu da olmaz ise İslam’ı topyekün ortadan kaldırma hesapları yapıyorlar!!

Amerikalılar bunu da Irak işgali ile gerçekleştirebileceklerini sanıyorlar..

Ama bu kez Şii-Sünni çatışması ile..

Şii lider El-Hekim’in öldürülmesini hatırlayın..

S.Arabistan’daki Vahabiler’den yeterince yararlandığını düşünen Amerika, bunları ve Körfez ülkelerindeki diğer yandaşlarını tam olarak teslim alamayacağını düşündüğü anda, onları İran destekli Şiiler’le karşı karşıya getirmeyi planlamaktadır.

Böyle bir plan, İsrail ve Amerikalılar tarfından yedekte tutulan Kürt devleti kartından çok daha tehlikelidir.

Bu planın tutup tutmayacağını elbette zaman gösterecektir. Ancak bölgede herkes artık, Amerika’nın ne tür oyunlar oynadığının farkında.

Hiç kimse Bin Laden’den hoşlanmasa da, onun Amerikalılar’la ilişkisinden birtakım dersler çıkartıyor olmalı. Kullanılıp bir kenara atılmanın (İran Şahı da bu sonucu yaşadı) ne kadar onur kırıcı ve aşağılayıcı olduğunu artık herkes anlamaktadır.. Önemli olan insanların yalnızca kendilerini kullandırmaması değil, aynı zamanda kullanılıp bir kenara atıldıktan sonra da kendilerini bilerek veya bilmeyerek tekrar kullandırmamalarıdır. Yani tüm Müslümanlar’ın aptal, kişiliksiz ve satılık olmadıklarını kanıtlamalarıdır..

Bunun da zor olduğunu sanmıyorum..

Yeter ki; başkaları adına değil içten (yürek ve akıl) geldiği gibi gerçek Müslüman olunsun!!

Önümüzdeki yazıda bu konuya devam edeceğiz..

Not: Daha adil, zulümsüz ve barışçı bir gelecek dileklerimle hepinizin mübarek Ramazan Bayramı’nı kutluyorum.

You may also like...