Teşhis ve tedavi – 5

Son dört makalemizde İstanbul eylemleri ile ilgili olarak birtakım tesbitleri yapmaya çalıştık. Tıp deyimi ile sorunu teşhis etmeye uğraştık. Bunu yaparken öncelikli olarak bir bölge insanı olmanın avantajlarını kullandık. Ayrıca yıllarca bu bölgede yaptığımız gazetecilik mesleğinin getirilerini de işin içine katarak tesbitlerimizi zenginleştirmeye çalıştık.

Hiçbir şekilde duygusal davranmadık ve herhangi bir çıkar için bir kelime bile yazmadık..

Başka bir ifade ile yazdıklarımızın tümü, masa başında değil gerçek yaşamın tam olarak subjektif ve objektif verilerinden ortaya çıkmıştır.

İşte bu nedenle bazılarından farklı olarak ve onların anlayamadığı ve kabul etmediği şeyleri söylüyoruz..

Teşhis olarak söylediklerimizin tümünü şöyle özetleyebiliriz..

Amerikalılar laboratuvar ortamında ürettikleri çeşit çeşit virüsleri bol miktarda bölgemize saldılar.. İsrail virüsü, işbirlikçi yönetim virüsleri, radikal İslam virüsleri ve daha başkaları..

Bazı virüsleri hâlâ kontrol edebilen Amerikalılar, diğer virüslerin antikorunu üretmeyi unutmuşlar.. Şimdi bu virüsler yerküre yuvarlak olduğuna göre dönüp dolaşıp kendilerini bulmaya başladı.. Ancak tek tek bu virüslere karşı koymaya başlayan Amerikalılar, bu virüslerin bölgeyi bir bataklığa çevridiklerini unutmuşa benziyorlar. Üstelik bu bataklık artık çeşit çeşit kendi virüslerini üretmeye başlamış durumda..

Belki biraz karmaşık va kaba bir benzetme oldu ama bölgemizdeki gerçek durum budur ..

Bunun da reçetesini aklı başında her doktor yazabilir..

İlacı ise hemen hemen her eczanede var..

Yeter ki; hasta olanlar hoşlanmayacakları bu ilacı almayı kabul etsinler..

Peki bu reçetede neler var ?

1-Amerika İsrail’e verdiği mutlak destekten hemen vazgeçmeli.

2-Amerika, BM tarafından alınan tüm kararlar ışığında İsrail’i işgal ettiği tüm Arap ve Filistin topraklarından çekilmesi için zorlamalı.

3-Amerika, altına herkesin imza attığı tüm anlaşmalar gereği bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını sağlamalı ve Filistin halkının dramına hemen son verdirmeli.

4-Amerika; Afganistan ve Irak işgallerini hemen sona erdirmeli, ve özgürlük ve demokrasi vaadiyle geldiği bu iki ülkede siyasal ve ekonomik istikrarın sağlanmasına yardımcı olmalı.

5-Amerika , 50 yıldır sürdürdüği anti-Arap ve anti-İslam politikalarından ve İslam ile Müslümanlar’ı aşağılamaktan vazgeçmeli ve İslam dininin kendi toprakları ve Avrupa’da yayılmasından korkmamalı. Unutulmamalıdır ki İslam; Amerika istediği için bu kapkara olan çerçevenin içine yerleştirilmektedir.

6- Amerika, Arap ve İslam ülkelerindeki anti-demokratik ve diktacı yönetimlere değil, demokratik halk hareketlerine sahip çıkmalı ve bölge ülke ve halklarının özgürleştirilemesine destek vermeli.

7-Amerika, yalnız Arap ve Müslümanlar’a karşı değil tüm insanlığa karşı işlediği suçlardan dolayı herkesten özür dilemeli..

Bunlar yapılmadığı sürece, bölgede hiçbir şekilde barış, güvenlik ve istikrar olmayacaktır. Kimse kimseyi kandırmasın..

Bunun tersini savunanlar ne olur bir kez olsun onur ve yüreklerinin sesine kulak vererek dolarların ipoteğinden kurtulsunlar ve gerçeği görerek herkese anlatsınlar!!

Çünkü söylediklerimizin hep tersini yapan bir Amerika, Arap ve Müslüman insanların düşmanı olduğunu kanıtlamaktadır.

Buna karşın Arap ve Müslüman insanlardan dostluk beklemesi anlamsızdır.

Kaldı ki; bugün için Amerika’nın böyle bir beklenti içinde olmadığı ortadadır. Tam tersine Amerika, Arap ve Müslümanlar’ın dostluğunu her zaman geri çevirmiştir.

Çünkü böyle bir dostluk bölgeye barış ve istikrarı getireceği için İsrail’e ve onun siyonist ideolojisine ters düşmektedir.

Bölgenin son 100 yıllık tarihine baktığınızda, bu tesbitin ne kadar gerçek olduğunu göreceksiniz.

Elbette, bu gerçeğin görülmesini istemeyenler olmuştur ve hep olacaktır. Ruhlarını Büyük Şeytan Amerika’ya satan işbirlikçi yönetimler Amerikalılar’ın bizler için biçtiği elbiseyi zorla giymemizi istiyorlar.

Başkaları da bir avuç dolar için onlara yardımcı oluyorlar!!

Amerika’nın bugün için güçlü olması, her zaman haklı olduğu veya olacağı anlamına gelmez ve gelmemelidir.

Türkiye’de durum ise, bölgedekinden pek farklı değil.

İşlerine geldiği gibi İslam’ı ve Müslümanlar’ı kullananlar ve kullanmak isteyenler ‘İslam terörü’ tartışmasını yapmak yerine nerede ve ne tür hatalar yaptıklarına baksınlar ve unutmasınlar ki; dinler terör nedeni olan zulüm ve adaletsizliği gidermek için gelmiştir. Ama eğer insanlar ‘iflah olmuyorsa ‘ dinin yapacağı bir şey yoktur.

Müslümanlar, din adına terörü ilk yapanlar değildir. Haçlılar’ın ve kiliselerin din adına nasıl terör uyguladığını tarih bol bol anlatmaktadır. Siyonist ideolojinin özü dinseldir. İsa’yı çarmıha gerenler ise Müslümanlar değildir!!

Sonuç olarak, kavram kargaşalarına bir an önce son veremezsek, ve kendi gerçeklerimizi yalnız kendi yürek ve gözlerimizle görmediğimiz sürece hiçbir sorunumuzu çözemeyeceğiz .

Bilinmelidir ki; güncel sorunların çizdiği sınırların ötesinde ve bu sorunların gerçek nedenlerini araştırmayan hiç bir söylem ve çaba sonuç getirmeyecektir.

Batman, Bingöl ve daha nice şehirde (Türkiye veya her hangi bir Arap ve Müslüman ülkesinde) yaşanmakta olan insanlık dramını bilmeyen, yaşamayan ve içlerinde hisetmeyenler ne Türkiye’nin ne de bölgenin hiçbir sorununa ne doğru bir teşhis ne de sağlıklı bir tedaviyi öneremezler ve böyle bir hakları da yoktur..

Ne olur sanki birileri çıkıp bizlere şu Hizbullah hikayesini tam olarak anlatsa, veya şu efsanevi El-Kaide serüvenini bir de Bin Laden’den dinlesek de herkes rahatlasa..

Bin Laden, gerçekten Amerika’dan nefret ediyor ve intikam almak istiyorsa, lütfen çıkıp Amerikalılar’la ilişkisini anlatsın..

İşte o zaman gerçek bir kahraman olur..

Hem de kendisinin, benzerlerinin ve yandaşlarının inandığı ve uğruna mücadele ettiklerini söyledikleri gerçek İslam adına!!

Bir kez olsun bu cesareti gösterseler, çok şey değişebilir!!

Tabiî böyle bir değişime inanıyor ve istiyorlar ise!!

You may also like...