Yalancının yalancısı!!

Osmanlı ‘hafıza-i beşer nisyan ile malüldür’ derdi.. Yani insan beyni herşeyi çabuk unutur..

Tam da bugünün insanları..
Birlikte hatırlayalım..
Amerika, Irak’a neden saldırmıştı!

‘Saddam’ın, El-Kaide ile ilişkisi var ve sahip olduğu kitle imha silahlarını teröristlere vererek bölge ve dünya için tehlike yaratabilir’..

İşgalden hemen sonra Saddam’ın kitle imha silahlarına sahip olmadığını Amerikan ve İngiliz yetkililer kabul etmek zorunda kaldı. Bush ve Blair şimdi kendi halkları tarafından yalancılıkla suçlanıyorlar..

Geçenlerde önce Ulusal Güvenlik Danışmanı Gondalisa Rice, daha sonra Dışişleri Bakanı Powell ve en sonunda da Başkan Bush, Saddam’ın el-Kaide ile hiçbir zaman ilişikisi olmadığını ilan etmek zorunda kaldılar..

Bizler ise 11 Eylül sonrasında çıktığımız tüm televizyon programlarında ve daha sonraları bu köşede ısrarla Saddam’ın El-Kaide ile hiçbir ilgisinin olmadığını ve hiçbir şekilde kitle imha silahlarına sahip olmadığını ısrarla ve bilerek söyledik.

Bizim karşımızda olanlar , yani Türkiye’yi Amerika’nın kuyruğunda savaşa sürüklemek isteyenler ‘yemin billa ederek’ o dönemdeki Amerikan yalanlarını papağan gibi tekrarlayıp duruyorlardı..

Merak ediyorum da neden şimdi çıkıp birşeyler söylemiyorlar!

Neden inandıkları ve halka yutturmaya çalıştıkları Amerikan yalanlarından dolayı özür dilemiyorlar!!

Acaba neden Amerikalı savaş muhabiri Christiane Amanpour kadar olamıyorlar !!

CNN’de çalışmakta olan Amanpour anlaşılan savaş öncesinde ve sonrasında ‘Amerikan yalan makinasının bir parçası olmayı’ gururuna yedirmemiş olacak ki, geçenlerde yönetime yüklendi.

Deneyimli gazeteci, Pentagon ve CIA’yi sürekli yalan haber üreterek kendilerini yanıltıklarını ve yanlış yönlendirdiklerini belirterek FOX televizyonunu da yönetimin borazanlığını yapmakla suçladı.. Amanpour’a göre; ‘savaş öncesinde ve sırasında basın ve medyanın ağzı kapatıldı, ya da basın ve medya kendi ağzını gönüllü olarak kapattı’..

Amanpour bunları söylereken, bu kez bir başka ünlü gazeteci Robert Fisk, İndependent gazetesinde Irak izlenimlerini anlatıyordu.. Fisk’e göre ‘Amerikalılar sürekli yalan söylüyorlar’..

Her hafta 100’den fazla Iraklı’yı öldüren Amerikalılar savaştan bu yana da 50 bin kadar Iraklı’yı tutuklayarak sorguya çekmişler. Amerikalılar’ı, Iraklılar’a karşı insanlık dışı yöntemlerle davranmakla suçlayan Fisk, Irak’taki kargaşaya dikkat çekerek Washinton’a ağır suçlamalarda bulunuyordu..

Bush ve Blair’in kendi halklarına yalan söyledikleri ve onları aldattıklarını açığa vurmaya başlayan Amerikan ve İngiliz medyası artık Irak’ta ölen askerlerin de haberlerini kendi kamuoylarından saklayamıyorlar.

Ama tüm bunlara karşın Türkiye’de hâlâ bazıları Amerikalılar’a inanmakta ve onlara güvenmektedir..

İşte garip olan da budur..

Neden bu ülkedeki bazı köşe yazarları, uzmanlar, emekli diplomatlar hâlâ Amerikalılar’ın söylediklerine bakarak Türk askerini Irak’a göndermeyi savunuyorlar?

Neden bu kişiler, kendi halkı tarafından bile artık güvenilmeyen Bush ve onun şahinlerinin arkasına takılmak ve Türkiye’yi takmak istiyorlar..

Ne zaman bu kişiler de, Amerikan ve İngiliz halkının büyük bölümü gibi Bush ve Blair’in yalancı olduklarına inanacaklar ve Türk halkına yalnız ve yalnız gerçekleri söyleyecekler?

Ne zaman bu kişiler, aldatıldıklarının farkına vararak konuyu bir gurur meselesine dönüştürüp Amerikalılar’dan intikam alacaklar?

Bir Osmanlı deyimi ile başladığım bu yazımı çok sevdiğim bir cumhuriyet sözü ile bitireyim..

Mehmet Akif der ki ”tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar.

Hiç ders alınsaydı, tekerrür mü ederdi’..

Amerikan ve İngiliz halkının büyük bölümü bile ders aldığına göre, darısı Türkiye’deki Amerikan ‘muhibbi’ gazetecilerin ve sahte entellektüellerin başına!!

You may also like...