Yol haritası: Nereye çıkar?

1991 savaşında Arap ülkelerinin desteğini almak amacıyla Amerikan Başkanı baba Bush, Filistin sorununu çözeceğine dair Arap liderlere söz verdi..

Savaş sonrasında gelişen süreçte Madrid ve Oslo’da yapılan barış konferanslarında ve buralarda imzalanan anlaşmalarda İsrail’in 1967’de işgal ettiği tüm Arap topraklarından çekilmesi, Filistin devletinin kurulması ve Ortadoğu’da kalıcı bir barışın sağlanması yönünde kararlar alındı. Ancak 11 yıl geçmesine karşın İsrail işgal ettiği Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarından çekilmedi, Filistin devletinin kurulmasına izin vermedi ve Filistin halkına yönelik 55 yıldır uyguladığı terörist eylemlerini sürdürdü.

Geçen süre içinde eski Başkan Clinton’un tüm çabaları sonuçsuz kaldı ve kendi Başbakanları Rabin’i öldüren İsrailliler Sabra ve Şatila katliamlarından sorumlu Şaron’u Başbakan olarak seçtiler.

Başkan Bush ise Şaron’u ‘barış adamı’ ilan etmekte sakınca görmeyerek başta Arafat olmak üzere tüm Filistinliler’i topyekün terörist ilan etti. Son 3 yılda 6 kez Şaron ile Beyaz Saray’da buluşan Bush, Arafat’ı muhatap bile kabul etmedi. İşbirlikçi Arap yönetimlerinin Filistin halkının mücadelesini görmezlikten gelişinden de yararlanan Bush ve Amerikan yönetimi tüm baskı ve tehdit yöntemlerine başvurarak kendi yandaşı Mahmut Abbas’ı (Abu Mazen) Filistinliler’e Başbakan olarak kabul ettirdi.

Oysa ortada bir Filistin Devleti yoktu ki Başbakan olsun!! Abu Mazen Amerikalılar’ın istediği bir barışı gerçekleştirmek amacıyla Perşembe günü Şaron ile biraraya geldi ve kendisinden istenilenleri yerine getireceğine söz verdi. Şaron ve Amerikalılar’ın istediği ise çok net idi:

Başta Hamas, Cihad ve Hizbullah gibi tüm Filistin örgütlerinin derhal tasfiye edilmesi ve böylece 55 yıldır işgale karşı süregelen Filistin halkının direnişinin durdurulması..

Böylece Filistin’de kendi istediği barışı sağlayacak bir İsrail ve arkasındaki Amerika, böylece Ortadoğu’da çok rahat hareket edecektir.

Amerikan yandaşı, işbirlikçi Arap yönetimlerinin de yardımı ile Washington, Irak’ın işgali ile uygulamaya başladığı planını gerçekleştirecektir.

Bu planın 3 temel amacı vardır:

1- Amerika, İsrail ve Batı düşmanı silahlı ve silahsız İslami örgütleri yok etmek..

2- İsrail’in bölge egemenliğini sonsuza dek sağlamak..

3- İsrail ve işbirlikçi Arap ve bölge yönetimlerinin yardımı ile Amerika’nın bölgesel ve uluslararası ekonomik ve stratejik çıkarlarını sonsuza dek sağlamak ve korumak.

İşte bu amaçları gerçekleştirmek amacıyla Amerikalılar Filistin sorununun çözümüne yönelik bir ‘yol haritası’ndan söz etmeye başladılar. Bu haritaya göre işgalci İsrailliler ile ülkesi elinden alınan Filistinliler birlikte barışa doğru yürüyecekler !!

Boy yol boyunca:

1- Ülkeleri işgal edilen ve toprakları ellerinden alınan Filistinliler 55 yıldır sürdürdükleri bağımsızlık ve kurtuluş mücadelesinden vazgeçecek.

2- Filistinliler işgalci İsrailliler’e karşı yürüttükleri ve Amerikalılar tarafından terör olarak kabul edilen intihar eylemlerinden hemen vazgeçecek ve Cihad, Hamas ve Hizbullah gibi örgütler yok edilecek.

3- Filistinliler bunları yaptıktan sonra, İsrailliler onlara karşı daha insaflı olacak ve öldürmeyecek.

4- İsrailliler, başta Rusya olmak üzere dışardan getirilen Yahudiler için Filistin topraklarında inşa ettikleri yerleşim bölgelerinin (siteler) inşasını durduracak.

5- Herşey planlandığı gibi giderse 2005 yılında İsrailliler, Batı Şeria ve Gazze’den çekilecek ve buralarda bir Filistin Devleti’nin kurulmasına izin verilecek. Birbirinden ayrı olan bu iki bölgenin yüzölçümü ise İsrailliler’in işgal ettiği Filistin topraklarının %22’sidir.

6- Filistin dışında ve dünyanın dört bir yanında yaşamak zorunda bırakılan yaklaşık 4 milyon göçmen Filistinli’nin sorunu ve Kudüs’ün geleceği ise daha sonra düzenlenecek bir konferansta çözülecek. Şaron ise daha şimdiden göçmenlerin dönüşünü kabul etmeyeceklerini ve Kudüs’ün bir Yahudi şehri olarak sonsuza dek İsrail’in başkenti kalacağını söylemeye başladı..

7- Yol haritasında her nedense İsrail’in 35 yıldır işgal altında tuttuğu Suriye’nin Golan tepelerinden ve Lübnan’ın Şebaa bölgesinden hiç söz edilmemektedir.. Çünkü Suriye ve Lübnan, Amerika ve İsrail’i rahatsız eden Cihad, Hamas ve Hizbullah gibi Filistin örgütlerini desteklemekte ve yalnızca İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek Amerikan barışını kabul etmemektedirler.

İşte böyle bir çerçeve içinde ve Ortadoğu’da oluşan yeni koşullarda Başkan Bush Çarşamba günü bölgeye geliyor. Bush önce Mısır’ın Şarm El-Şeyh sahil kasabasında (İsrail’e sınır) Katar (Irak savaşında karargah konumunda idi), Bahreyn (Irak savaşında Amerikalılar buralardaki üsleri kullandı), Ürdün (Her iki ülke Amerika’nın bilge politikasında en önemli rolü üstlenmiştir) liderleri ile bir araya gelecek. Bush daha sonra Ürdün’ün Akabe limanına (İsrail’e sınır) bu kez İsrail ve Filistin başbakanları Şaron ve Abbas ile Ürdün Kralı Abdullah ile bir araya gelecek ve yol haritasının uygulanması için yapılması gerekenlerle ilgili olarak değerlendirmeler yapacak.

Bush daha sonra muzaffer bir komutan edası ile ülkesine dönecek!!

Irak’ı işgal etmiş, bölge ülkelerini (yönetimlerini) hizaya getirmiş ve Filistin sorununu çözme yoluna koymuş!! 1948’de Filistin toprağı üzerinde İsrail devletini kurduran ve geçtiğimiz süre içinde bölgede birçok savaşa neden olan Amerikalılar bakalım bu sefer bu hedeflerini nasıl gerçekleştirecekler..

1963’te 1000 kişilik bir ordu ile Vietnam’a giren Amerikalılar Vietnam halkının direnişi ile karşılaşınca kısa bir sürede oraya neredeyse bir milyon asker yollamak zorunda kaldı. Amerikalılar 12 yıl sonra Vietnam’dan ayrılmak zorunda kaldıklarında arkalarında 60 bin ölü bırakmışlardı. Yaralı sayısı ise büyük bölümü sakat olmak üzere 250 bini geçmişti. Amerikalılar 2700 uçak, binlerce tank ve zırhlı ile bir o kadar da top ve benzeri araç kaybetmişti..

Belki Filistin halkı İsrailliler’e bu denli bir zararı verdiremedi.. Saddam ise generallerinin veya kendisinin ihaneti sonucu savaşmadan Bağdat’ı teslim etti..

Ama işgalden bu yana Irak’ta halkın Amerikalılar’a karşı görülen tepkisi az da olsa umut vericidir..

Belki Irak ve diğer Arap halkları henüz bir Vietnam halkı kadar olamadılar ama, kendi yöneticileri kadar da teslimiyetçi olmadıklarını kanıtlamak zorundalar!!

Filistin’den sonra Irak onlar için son bir deneme sahnesidir!!

You may also like...