Yorumsuz bir İran yazısı!!

Amerika’nın Irak’a yönelik tehditlerine ve daha sonraki süreçte saldırı ve işgaline karşın, Türkiye’nin tersine İran hep sessiz kalmıştır. Oysa İran, Saddam ile 8 yıl savaşmış ve bu anlamda Irak bir düşman ülke idi .

Yani Amerika’nın, Irak’a saldırısı İranlıları sevindirmeliydi!

Ancak Irak’ın işgali sonrasında Amerikalılar sıranın yakında İran’a geleceğini seslendirmeye başlamıştı.

Oysa savaş ve işgal öncesinde aynı Amerikalılar, Tahran destekli Şiilerle ittifak kurmuş ve işgal sonrasında Bağdat’ta oluşturulan Yönetim Konseyi’nde onlara ağırlıklı yer vermişlerdi.

Bununla yetinmeyen Amerikalılar, PKK’nin tersine İran muhalifi grubun (Halkın Mucahitleri) Irak’taki kamplarını hemen kuşatarak tüm elemanlarını silahsızlandırmış, bir çok yönetim kadrosunu Irak’tan atmış ve bu grubun silahlı militanlarını Irak-İran sınırından uzaklaştırmıştı.

Irak’taki Şiilere her türlü yeşil ışığı yakan Amerikalılar, aynı şekilde Necef ve Kerbela’yı ziyaret etmek isteyen İranlı hacılara ve ideolojik propaganda yapan Mollalara da tüm kolaylığı göstermektedirler.

Amerikalılar işgal karşıtı bazı Şii gruplara (Muktada Sadr grubu) da yumuşak davranarak, Şii İran yönetimine (ve bölgedeki tüm Şiilere) şirin gözükmeye özen gösteriyorlar..

Amerikan yönetimi ve medyası artık İran’ı suçlamaktan ve tehdit etmekten de vazgeçti..

Peki İran buna karşı ne yapıyor?

Amerikalılarla gizliden gizliye bir diyaloğa giren Tahran, Uluslararası Atom Enerjisi müfettişlerinin İran’a gelişine izin vererek olumlu bir işbirliğine girdi..

Tahran yönetimi ülkesinde bulunan, el-Kaide elemanlarını yakalayarak vatandaşı oldukları ülkelere teslim edeceğini veya yargılayacağını ilan etti.

Bununla yetinmeyen Tahran, hiç bir Arap ve bölge ülkesinin tanımadığı Geçici Yönetim Konseyi ile temas kurarak, bir ilke imza attı. İran Dışişleri Bakan yardımcısı Muhammed Sadıki geçtiğimiz hafta Bağdat’a giderek 25 kişilik Konsey üyeleri ile tek tek görüştü. Tabii ki Amerikalı sömürge valisi Bremer’in onay ve koruması ile!

Irak’ta bunları yapan Tahran, Afganistan’da da Amerikan işgaline karşı sert tavrından vazgeçmeye başladı..

Tahran, Lübnan’daki Hizbullah ve Filistinli Hamas ve Cihad gruplarına karşı da mesafeli durmaya başladı..

Ama en önemlisi torun Humeyni’nin açıklamaları oldu..

Hüseyin Humeyni, bir bölümü Türk medyasına da yansıyan demeçlerinde Amerika’nın Irak’ı işgalini onaylıyor ve gerektiğinde de Amerikalıların kendi ülkesi İran’ı da işgal etmesinin yararlarından söz ediyordu. Yani torun Humeyni’ye göre ‘Amerika ve İsrail artık büyük şeytan değil, tam tersine demokrasi, özgürlük ve kalkınma alanlarında yararlanılmaları gereken ülkelerdir’.

Tüm bunlara karşın İran’da farklı sesler de duyuluyor..

İran Devrim Muhafızları Komutanı General Yahya Rahim Safavi, Amerika’ya karşı mücadelenin her alanda devam edeceğini söylüyor. Hafta sonu 14 bin muhafıza (Pasiç) hitap eden General Safavi ‘bundan böyle hattı müdafaa değil, sathı müdafaa var’ diyordu. General Safavi, Irak işgali sonrasında İran’ın da savunma konseptlerini değiştirdiğini ve buna göre devrim muhafızlarına yeni görevler düştüğünü söylüyor. General Safavi muhafızların yeniden örgütlenerek, İran’ın her karışında var olmalarını sağlayacak yeni bir düzenlemeden söz ediyordu.

Tüm bunlar olurken bölge gözlemcileri, Irak işgali sonrasında İran’ın müstakbel politikaları ile ilgili çok farklı ve detaylı değerlendirmeler yapıyorlardı..

İşin çok garip tarafı ise Türkiye’de buna benzer hiç bir değerlendirmeye ne medyada ne de akademik ve başka çevrelerde ben rastlamadım.

Oysa Irak’a asker göndermeyi tartışan bir Türkiye’nin Irak’ın komşusu ve o ülkede çok önemli etkisi olan İran’ı çok yakından takip etmesi de gerekiyordu!!

‘Irak’a asker gönderelim’ diyenler acaba İran’da ne olup bittiğini biliyorlar mı?

Bu kişiler İran’ın, Irak’taki hem Şiiler hem de radikal islamcı gruplar ve de Kürtler üzerinde ne kadar etkin olduğunu biliyorlar mı!

Zaman zaman karşımıza ‘Ortadoğu ve uluslararası ilişkiler uzmanı’ diye çıkan bu kişiler ve bu kişilerin görüşlerini dikkate alan bazı çevreler İran’ın bu detaylı etkinliği ve Tahran’ın Washington ile çok gizliden diyaloğu hakkında bilgileri olmadan nasıl olur da Türk askerini Irak’a gönderelim diyorlar..

‘Dar bakış açısı’ dedikleri bu olsa gerek !!

Irak ve bölge ile ilgili olarak bu bakış açısı ve sonuçlarının Türkiye’yi nerelere gitirdiğini herkes görmektedir.. Ama o kişi ve çevreler, hatalarından vazgeçmek yerine, bu hatalarında ısrar etmektedirler..

Ne yazık ki bu hataların bedelini şimdiye kadar onlar değil, hep Türkiye ödemiştir..

Umarım ve dilerim bu böyle devam etmez! Çünkü bundan sonraki hataların faturası çok ağır olacaktır!

Süleymaniye’de Türk askerinin kafasına geçirilen torbalar bunun işareti olsa gerek!

You may also like...