Zafir Muzaffer!!

Önceki gün Hıristiyan bir arkadaşımın vefat eden annesinin cenaze töreni için Feriköy Ermeni Kilisesi’ne gittim..

Arkadaşımın adı Zafir ..Yani zafer kazanan..

Tören boyunca dalıp gittim. Müslüman veya Hıristiyan olmak acaba neyi değiştirir.. Herkes o musalla taşına konulduğunda geriye bir tek soru kalıyordu.. ‘Rahmetliyi nasıl tanırdınız’!!

Rahmetliyi çok iyi tanırdım ama oğlu Zafir’i çok daha iyi tanırım ..

Zafir’i sizlere de tanıtmak istedim..

Zafir’in babası Iraklı bir Hıristiyan.. İstanbul’a bir gelişinde Zafir’in Ermeni olan annesi ile karşılaşıyor ve âşık olarak alıp götürüyor..

Yıllar sonrasında Zafir’in babası eşini de yanına alarak İstanbul’a gelir.. Annesi Zafir’i İstanbul’da doğurur ve kendine gelince oğlunu yanına alarak Basra’ya döner.

Yıllar geçer ve Zafir askere alınır.. 4 yıl süre ile cephede ‘Allah Allah’ deyip düşman İranlılar’a karşı savaşır.. Sonunda savaşın anlamsız olduğunu farkeden Zafir cepheden kaçarak ta İstanbul’a gelir. Zafir teyzesinin yanına sığınır..

Bu arada muhasebe bürosu sahibi olan Zafir’in babası gönlünü yanında çalıştırdığı Mısırlı bir bayana kaptırır.. Bu duruma kızan Zafir’in annesi tercih yapmak durumunda kalır.. Ya olanları kabullenecekti ya da çekip gidecekti.. O da ikincisini yaparak oğlunun yanına gider ve birlikte Zafir’in teyzesinin yanında yaşamaya başlar.. Çocukları olmayan ancak altın gibi yürekleri olan Zafir’in teyzesi ve eniştesi Zafir’e oğulları gibi bakarlar..

Bu arada Zafir benim basın danışmanı olarak çalışmakta olduğum Libya Konsolosluğu’nda çalışmaya başlamıştır..

Bir gün Zafir ikametgah almak için Üsküdar’da muhtara gider..

Muhtar ise Zafir’e asker kaçağı olarak arandığını söyler.. Çünkü yıllar önce İstanbul’da doğan Zafir annesi ile birlikte Irak’a gidebilmek için mutardan kağıt almıştı ve dolaysıyla TC vatandaşı olarak kayde geçmişti..

Günler sonra Zafir çok kötü bir kış gününde Doğu bölgesine askere gider.. Hıristiyan olduğunu anlamamaları için Zafir sünnet olmuştu.. Zafir Müslüman da olsa Hıristiyan da olsa benim için farketmiyordu.. Çünkü Zafir insan gibi insan idi..

20 aylık askerliğini bitiren Zafir hiçbir şeyden şikayet etmeksizin İstanbul’a döndü.. Zafir Türkiye’yi vatan olarak benimsemişti ve birçok Türk’ten daha fazla Türkiye’yi ve Türkler’i seviyordu ..

Bu kez bir yabancı hava yolları şirketinde çalışmaya başlar.

Kısa bir süre sonra teyzesinin tavsiyesi ile Ermeni bir kız ile evlenir.. Ve çalışmak için Bahreyn’e gider..

Zafir vefalıdır.. Eşi istememesine rağmen eniştesinin adını oğluna verir..

Bu arada Zafir’in bir kardeşi vardır adı da Galip..

Galip’in Arapça’da anlamı ise yine Zafir’dir..

Galip yıllardır Kuveyt’te çalışıyordu ..

Saddam Kuveyt’i işgal ettiğinde Galip oradaydı..

Saddam Kuveyt’ten çıkarıldığında Galip de Türkiye’ye annesinin yanına gelir.. Bu arada Zafir kaderin bir cilvesi olarak Kuveyt işgalinden bir gün önce Bahreyn’den İstanbul’a görevlendirilir.

Bu kez iki kardeş hüzünlü annelerinin yanındadır..

Ama teyze ve enişte vefat etmiş ve mütevazı olan miraslarını Zafir ve Galip’e bırakmışlardır..

Bir süre S.Arabistan’da çalışmaya başlayan Galip tesadüfen gördüğü Müslüman bir kıza âşık olur.. Galip evlenmek için Müslüman olur..

Zafir için Müslüman veya Hıristiyan olmak pek önemli değildi.. Onun için Türk veya Arap olmak da hiç önemli değil..

Çünkü o kendini insan olarak hisettiği yerin bir parçasıdır..

Ama yine de Zafir Irak’ı özlemektedir..

Geçenlerde Zafir Basra’ya gideceğini söyledi.. Zafir Basra’dan ayrılalı neredeyse 20 yıl oldu.. Babası da vefat etmişti..

Ama yine de Basra onun için bir vatandı.. Saddam’dan nefret etmesine rağmen Basra’nın direndiği ilk günlerde çok sevinçliydi.. Türk olan Zafir ülkesi Irak’ın işgal edilmesine tahammül edemiyordu..

Zafir ile zaman zaman Irak konularını konuşuruz..

Zafir hiçbir zaman bağnaz olmadı..

O Müslüman’dır.. Hıristiyan’dır.. Arap’tır.. Türk’tür.. Ermeni’dir..

Ama o herkesin dostudur ve hiç kimseye düşman değildir..

Zafir yalnız ve yalnız zulme ve haksızlığa karşıdır..

İşte bu nedenle Zafir bana göre insan gibi insandır..

Zafir hayatı boyunca çok şey gördü ve yaşadı.. Ama Zafir hep dost olarak kaldı.. Zafir görevi nedeniyle çok ülke gezip gördü.. Ama Zafir hep gerçek bir Ortadoğulu olarak kaldı..

O bir Mezopotamyalıdır.. Dost canlısı dürüst mert ve haktan yana..

O tüm Mezopotamya uygarlık ve kültürlerinin bir ürünü ve özüdür ..

Zafir gerçek bir Iraklıdır.. Gerçek bir Türk’tür..

İşte bu nedenle Zafir adı gibi hep ‘Muzaffer’ olmuştur!!

Zafir hep bunu kanıtlamıştır Türkiye’de..

Şimdi sıra Irak’tadır!!

You may also like...