Bizim işimiz habercilik

Ben ne yaptım? Cavit Çağlar FP’nin Bursa listesinden ilk sıra adayı yapılacaktı da bunu önceden haber vererek pişmiş aşa su mu kattım? Yoksa, fol yok yumurta yokken kendi kafamdan uydurduğum bir senaryo yazarak, FP’yi ve Cavit Çağlar’ı kötü duruma mı düşürdüm? Gelen tebrikleri mi kabul etmeliyim, yoksa serzenişleri mi?

Geçen salı günü (23 Şubat 1999) bu sütunda çıkan “Tünelin ucunda ışık” başlıklı yazım beklemediğim kadar yoğun bir ilgiyle karşılandı. O yazıda, son zamanlarda iş hayatı birbiri ardına darbeler yiyen, sosyal ilişkileri bayağı yara alan Cavit Çağlar’ın, kapılarını çaldığı partilerden ilgi görmeyince FP’ye yöneldiğini, bu partinin ‘tek seçicisi’ ile bir önceki çarşamba günü görüşerek bu seçimlerde Bursa ilk sıradan aday gösterilme sözü aldığını belirtiyordum. Yazı, “Cavit Çağlar’ın adını listede görünce düşüp bayılabilecek FP’lileri 24 saat önceden haberdar ediyorum; artık bu kıyağımı unutmasınlar” cümlesiyle bitiyordu.

Cavit Çağlar’a yakın bir dost sabahın köründe aradı ve “Verdiğin bilgi yanlış, görüşme çarşamba değil pazartesi günü yapıldı” dedi. 18.30’da biraraya gelinmiş ve görüşme 20.00’ye doğru el sıkışarak bitmiş… “Haberi nereden aldın bilmiyorum; eğer bilerek yapmadıysan, günde hata etmişsin” dedi o dost…

Öğleye doğru, FP başkanlık divanı üyelerinden biri aradı; “Cavit Çağlar’ın bizden aday olacağı doğru değil” dedi. Ardından FP genel başkanı Recai Kutan’ın benimle görüşmek istediğini bildirdiler; Recai Bey de, “Böyle bir konu aramızda hiç görüşülmedi” bilgisini verdi bana… Bir gece önce, “Ben onun gibilerle mücadele ederek bugünlere geldim; eğer o varsa ben yokum” öfkesini kulaklarımla duyduğum FP adayı, erken saatlerde arayıp, “Herkesle konuştum, Cavit aday değilmiş” ‘müjdesini’ iletti. FP’ye yakın bir gazetenin, listede Cavit Çağlar’ın adı bulunması durumunda “Çizin” manşetiyle çıkmak üzere hazırlık yaptığını duydum. Okurlardan gelen ve en hafifi “Teoman Koman’ı da aday göstersinler bari” biçiminde serzenişlerle dolu telefon ve faksları saymıyorum. FP Bursa örgütü de, “Böyle bir emr-i vâki olursa, biz yokuz” tavrını genel merkeze iletmiş.

Benim cephemde bunlar olurken, konuyu ilk defa Kulis’ten öğrenen gazeteciler, “Ne oluyor?” meraklarını tatmin etmek için telefonlara sarıldılar. Bir kaçı Cavit Çağlar’a yakın kişileri tek tek arayıp “Doğru mu?” sorusuna cevap aradı. Bizzat kendisine ulaşabilenler, “Teklif aldım, düşünüyorum” cevabına şaşırdılar. Biri, “Öyle bir tonla söyledi ki, herşeyin olup bittiğini, ama anlaşmanın bozulma ihtimalinden endişe ettiğini sesinin tınısından çıkardım” diye anlatacaktı ilk tepkiyi sonradan… Bir meslektaşın, gazetesinin merkezine “Taha Kıvanç’ı okudunuz mu?” diye sorduğunda “Cavit’in adaylığı konusunu mu? Biz onu zaten biliyorduk” cevabını aldığını öğrenecektim sonradan…

FP yöneticilerinin, “Bizim bir bilgimiz yok” demelerine karşılık, Cavit Çağlar, Kulis’in yayınlandığı günün akşamı televizyonlar ve ertesi gün gazeteler aracılığıyla, FP’den adaylık konusunu doğruladı. Önce, “Teklif aldım, düşünüyorum” dedi; ardından, “Önemli bir konu, arkadaşlarımla istişare ediyorum” tereddüdü ulaştı basına. Listede adının olmadığını görünce yaptığı açıklama ise en güzeliydi: “FP’den aday olmamı annem istemedi, ben de vazgeçtim.”

Bu olayda, ilk bakışta, ayakları açıkta kalanlar FP yönetimi gibi görünüyor. Oysa, yazının hiçbir yerinde, “Cavit Çağlar FP lideri veya yöneticileri ile anlaştı” iddiasında bulunmadım. Cavit Bey, işbilen – işbitiren kimliğiyle, konuyu sadece FP listeleri üzerinde en etkili kişiyle görüşüp onayı ondan almıştı. Yazının çıktığı gün, Cavit Çağlar’ın görüştüğü etkili kişinin de beni aradığı bildirildi; verilen cep telefonunun tele-sekreterine not bıraktım, ama cevaben aranmadım.

Benim konuyu burada gündeme getirdiğim salı günü gece geç saatlere kadar, FP yönetimi, tedirginlikle kapılarını çalan örgütleri ve adayları, “Yok öyle bir şey” diye yatıştırırken, Cavit Çağlar, yakın dostlarına, “Merak etmeyin, adım listede” diyordu. O gece, Cavit Çağlar’ın “Bana söz verdi” iddiasında bulunduğu etkili kişi, Bursa listesi yapılırken, “En başa Cavit Çağlar’ı yazın” demedi. Salı günü bu sütunda adaylığından söz edilen Cavit Çağlar, uzun bir geceden sonra, umutları kırılmış olarak, çarşamba gününe girdi.

Bir noktayı özellikle belirteyim: Kendisinin FP’den aday olacağını Cavit Çağlar’ın İstanbul’daki bütün dostları biliyordu; teker teker arayıp, “Listede adımı gördüğünüzde şaşıracaksınız, biliyorum; ilk benden duyun” diye hepsini haberdar etmişti. Ankara’daki dostları ise, ilk kez bu sütunda okuduklarında, “Bu tercihini bize nasıl izah edecek bakalım?” tepkisini verdiler. Tepki verenler, Cavit Çağlar’ın zenginliğiyle ünlü sofrasını paylaştıklarında tatlı diliyle kendilerine anlattığı RP/FP şakalarını düşünüyorlardı.

Pişmiş aşa su katmak gibi bir derdim de olmadı, ortada fol yok yumurta yokken kendi kafamdan bir senaryo da uydurmadım. İstanbul’da pişen haber Ankara’ya da düşüyor, görüyorsunuz… Bizim işimiz ise sadece habercilik.

You may also like...