“Sistem CHP’yi bitiriyor” mu?

Herkes beni ‘muzır’ bilir, oysa etrafımda gördüğüm bazı cinlikler karşısında benim şapka çıkartmam gerekiyor. Kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek öngörüleri Forest Gump saflığına bürünenlerden duymuyor muyum, işte o zaman çileden çıkıyorum. Yekta Güngör Özden’in CHP’den adaylığı konusunu konuşurken, beni sık sık ‘komplocu’ olmakla suçlayan bir dostum, “Sen öyle zannet” deyip öyle bir senaryo anlattı ki dudağım uçukladı…

Eminim, sizler de benim gibi, Yekta Bey’in bu dönem CHP’den Meclis’e girmesini ve 2000 yılında yenisini seçeceğimiz cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesini bekliyorsunuzdur. Ancak, benim baktığım noktadan görünen, CHP’nin Yekta Güngör Özden’i Meclis’e getirme konusunda fazla iştahlı olmadığı… Saf görünen dostum, ben CHP’nin iştahsızlığından söz ettiğimde “Sen öyle zannet” deyiverdi; ona göre, iştahsız olan CHP değil, Yekta Bey CHP’den aday gösterilmeye sıcak bakmıyormuş…

İlk bakışta bu görüşün size de ters geldiğine eminim. CHP ile Yekta Güngör Özden arasında kökü İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’in genel başkanlık dönemlerine dayanan bir ilişki bulunuyor. Yekta Bey, kendisine “CHP’nin avukatıydı” diyenlere, “Ben CHP’nin değil, İsmet İnönü ile Bülent Ecevit’in avukatıydım” cevabını vermeyi tercih eder. Anayasa Mahkemesi başkanlığı dönemindeki konuşmalarını, sonrasında sürdürdüğü mücadeleyi de biliyoruz Yekta Bey’in. CHP’den aday olması kimseler tarafından yadırganmazdı. Bu dönem, en çok sayıda milletvekiline sahip partiye verilmesi gereken Meclis başkanlığı makamını, ANAP ve DYP’nin de yardımlarıyla, CHP ele geçirdi; hükümetleri kuran ve bozan, seçimi erkene aldıran da yüzde 10 oyu olmasına rağmen hep CHP’ydi. Kendi listesinden Meclis’e sokacağı Yekta Güngör Özden’i, gelecek dönemin belirsizliği içerisinde, cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtabilirdi CHP.

Dostuma göre, Yekta Güngör Özden, beraber hareket ettiği odakların sözünü dinleyerek milletvekili olmak için CHP’ye başvuruda bulunmamış. O odaklar, kendisini, “CHP baraja takılacak” diye uyarmışlar… Dostum, “Yekta Bey hayatının hiçbir döneminde kaybedecek tarafta bulunmamıştır” dedi gözlerimin içine bakarak…

1980 öncesinde baro başkanlığı seçimlerini düşündüğümde o dosta hak verdim. Yekta Bey’in Anayasa Mahkemesi’ne seçilmesi bile kural tartışmalarına sebep olmuştu, ama o tartışmalar seçilmesini engelleyemedi. Mahkemeye başkan olmak istediğinde oldu; seçilemeyecek gibi göründüğü son dönemde bile, ne olduysa, Yekta Bey’i yeniden başkan seçiverdiler. Bugüne kadar hep kazandı Yekta Güngör Özden…

Benim anlayamadığım, Yekta Bey’e, “Baraja takılacak, CHP’ye girme” uyarısında bulunanların, bunu bir tespit olarak mı, yoksa temenni biçiminde mi dile getirdikleri… O dostum, “Zinde güçler CHP’nin barajda boğulmasını istiyorlar” görüşünde. Cumhuriyet’i kuran partinin Meclis’te temsil edilmemesini istiyormuş o güçler; CHP ve lideri Deniz Baykal’ın geçtiğimiz dönemdeki performansına rağmen… Dostum, “CHP gözden çıkarıldı, sistem CHP’yi bitirmeye karar verdi” görüşünde.

Bu tam bir ‘komplo teorisi’ tabii. Ancak, her teori gibi, bunun da dayandığı bazı gerçekler var. CHP, geçen seçimde, barajı kıl payı aşabilmişti; Apo’nun yakalanmasıyla başlayan DSP’nin yaldızının parladığı süreçte baraja takılabilir… DSP yalnız ANAP’tan oy çalmıyor, CHP’de aradığını bulamayanlara da ‘solu çatısı altında birleştirecek parti’ imajı sunuyor. Böyle bir ortamda, CHP’den kaçacak yüzde 1’lik bir seçmen kitlesi Cumhuriyet’i kuran partiyi Meclis’in dışında bırakabilir…

Ülkemizde siyasi kamuoyu yoklamalarını başlatan PİAR firmasının sahibi Bülent Tanla, Meclis’e DSP listesinden girmiş sonra CHP’ye geçmişti. Onun yaptırdığı son yoklamaya göre, CHP, Türkiye genelinde eskisinin bir misli oy alır görünüyor. Deniz Baykal’a, “Merak etmeyin, bu seçimin galibi biziz” diyormuş Bülent Bey… Eğer önemli odakların CHP’nin ipini kestiği doğru bir öngörü ise, o odaklara çok yakın duran Bülent Tanla da ‘yanıltma’ görevi ifa ediyor demektir. Ne komplo ama? Benim bildiğim, ısrarlarıyla erken seçim kararı aldırmış olan Deniz Baykal’ın şu sıralarda seçimin muhtemel sonuçlarından bayağı endişe duyduğu… Yakınlarına endişelerini dile getiriyormuş Deniz Bey…

“CHP Yekta Bey’i aday göstermede iştahlı değil” görüşüme, “Sen öyle zannet, esas Yekta Bey’in CHP konusunda iştahı yok” diyen dostum, bütün anlattıklarına rağmen beni ikna edemediğini anlayınca, çantasında taşıdığı bazı gazete kupürlerini önüme koydu. Yekta Güngör Özden’in, aday tespit çalışmalarının sona ermekte olduğu şu günlerde değil, epey önceden başlayarak, CHP’yi eleştiren sözlerini ihtiva eden kupürlerdi bunlar. Sözlerdeki alaycı doz bugünlerde daha da artmış görünüyor…

CHP gerçekten baraja takılır mı? Pek çok değerli insanın da siyaset yapmak için seçtiği parti olan CHP’de şu sıralarda herkes sıra kapmaca peşinde. Eğer dostumun öngörüsü doğruysa, boşuna bir kavga bu. Hikmet Çetin ha Mersin’den aday olmuş, ha Ankara’dan; partisinin baraja takılması yüzünden seçilemeyecek olduktan sonra?

Dostumun tahlilini dinledikten sonra, “Öngörünün doğruluğuna ancak Yekta Bey’i DSP aday gösterirse inanırım” dedim. Nedenini gerekirse açıklarım.

You may also like...